DUNE MESİHİ • DUNE 2. Kitap İncelemesi

Dune serisinin ikinci ve en kısa kitabının incelemesiyle karşınızdayım. Serinin en sevdiğim kitaplarından biri olan Dune Mesihi kitabı Paul karakterinin geleceğini ve içinde yaşadığı çatışmaları oldukça iyi ele alan bir kitap. İlk kitabın aksine artık Dune’a oldukça hakim, kendini birçok yönden kanıtlamış ve artık sadece imparator değil mesih de olan Paul’un için dünyasını anlamaya çalışıyoruz.

Gizemi unut, sevgiyi kabul et. Sevgi gizemli değildir. Hayattan gelir.

Dune
Dune

Kişilik olarak her zaman daha depresif ve soğuk biri olarak hayal ettiğim Paul karakteri, bu kitapta düşüncelerimi haklı çıkarıyor. Tanrı olarak kabul edilmenin tüm ağırlığını hissediyor ve yazar bize bunu çok iyi hissettiriyor.

Paul’un kehanetleri bilmesi ve buna rağmen her zaman en sona kadar gitmesi beni oldukça etkiledi. Karakter gelişimi için güzel bir olay örgüsü var ve Paul’un toplum tarafından nasıl kutsallaştığını görebiliyoruz.

Yoğun hislerin ilk kurbanı mantıktır. – Dune Mesihi

dune mesihi
Dune Mesihi

Dune Mesihi kitabı genel olarak Paul karakterinin hikayesini tamamlamasına yardımcı olan bir kitap bu yüzden kitaptaki ana nokta genellikle Paul. Tabii bu diğer karakterlerimizin de kendi hikayelerine gelişerek devam etmediği anlamına gelmez. Alia karakteri bu kitaptaki en sevdiğim karakterler arasına kesinlikle girdi. Güçlü oluşu ve bunun farkında olması beni çok etkiledi. Her zaman Paul’un destekçilerinden biri oldu.

Paul’un da Alia’nın da bu kadar güçlü olması tabii ki düşmanlarının ve bu zengin gezegene sahip olmak isteyenlerin olmayacağı anlamına gelmiyor. Kitabın olay kısımları genellikle düşmanlarının Dune’u fethetmek ve Paul’u öldürmek veya en azından ortadan kaldırmak olduğunu söyleyebilirim.

Deli değiller. Bilmek değil inanmak üzere eğitiliyorlar, o kadar. İnanç yönlendirilebilen bir şeydir. Tehlikeli olan tek şey bilgidir.

Ancak dediğim gibi bu kitap daha çok karakter gelişimine odaklanmış ve daha olaysız bir kitap ki bu sevmem için önemli bir sebep. İlk kitaptaki karakter ve olay yoğunluğu sebebiyle anlayamadığımız birçok şeyi bu kitapta görebiliyoruz. Tabi bu, kitapta hiç olay yok demek değil ki çok önemli ve serinin devamını oldukça etkileyen birçok olay var. Ama bu kitabın ana konusu bu değil. Tanrı olarak görülmenin yükü ve beklenilen şeyleri karşılayamamakla boğuşan bir karakterimiz var ve oldukça kötü bir kehanetle baş başa.

Kitabın sonlarına doğru gerçekten karakterle ve bu dünyayla bağ kurduğumu anladım ki bence edebiyattaki en önemli olaylardan biri budur. Karakterler en güçlü ve en zayıf noktalarıyla bize sunuluyor ve bunları görerek bu dünyaya adım atıyoruz. Bu yüzden bu kitabı oldukça başarılı buluyorum.

Dune serisi kesinlikle okuduğum en iyi bilim kurgu klasiklerinden biri olabilir. Diğer kitapların incelemeleri de yakın zaman da gelecek. Sayonara.

Dune 1. kitap incelememe buradan ulaşabilirsiniz.

Luna
Okur, yazar, çizer