AGATHA CHRISTIE’S POIROT | Sapyoseksüelleri Böyle Alalım

Bu hafta sizlere en sevdiğim yazarın hikaye serisinden tastamam uyarlanmış olan bir karakter olan Poirot hikayelerinin yer aldığı diziyi tanıtmak istiyorum ama öncelikle şahane kadın Agatha’dan bahsedeyim sizlere…

Bir Değişik Kadın Agatha

Efsanevi bir kişilik olan yazarımızın tam adı Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mallowan. Evde eğitim görüp yalnız bir çocukluk geçiren Agatha, zaten kısa hikayeler yazıyordu. 24 yaşındayken pilot albay Archibald Christie ile evlendi ve Fransa’ya taşındı. Zaman geçirmek için okuduğu öykülerden daha iyilerini yazabileceğini düşündü ve ilk polis romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Bu roman, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’lu romanı oldu. Christie’nin diğer roman karakteriyse Miss Jane Marple. Tabi bu ikisi en bilinen karakterleri sadece. Yoksa başka karakterleri de bulunmakta. Poirot, esrarengiz olayları, mantığı ve akılcı metotlarıyla ve küçük gri hücreleri sayesinde çözerken, Marple, kadınlık içgüdülerine ve empati yeteneğine güvenir. 2.Dünya Savaşı sırasında, Londra’da Unıversity College Hospital dispanserinde görev yapan Christie, burdaki bilgisiyle romanlarındaki zehirlenme olaylarındaki semptomları tam olarak tarif edecek bilgiye erişmişti. Bu kitapları okuyan ve kocaları esrarengiz bir şekilde ölen kadınlar da bu bilgiyi doğrular nitelikteydi. Eee ne de olsa kriminoloji o kadar da gelişmiş değildi o yıllarda…

Kayıp Günler

Agatha’nın kayıp günlerine değinmesek olmaz tabi… Eşi Archiebald Christie’nin, başka bir kadına aşık olması üzerine, evliliğini bitirdi. 1926’da 11 gün boyunca kayboldu ve tüm aramalara rağmen bulunamadı. Arabası ağaçlara çarpmış, bavulları yerlere saçılmış vaziyette göl kenarında bulundu. Christie bir süre sonra ortaya çıksa da bu konu hakkında hiçbir açıklama yapmadı. Bu gizemli durum Doctor Who(S:4,E:7)’ya bile bir bölüm konusu olmuştu ve bölüm de şahaneydi cidden.

Yazdığın mükemmel romanlar için çok teşekkürler Agatha.

Toparlayacak olursam 86 yıllık ömrüne en yüksek İngiliz onur ünvanı olan ‘Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı‘ nişanını, 66 roman, 13 kısa öykü, 3 de tiyatro oyunundan romana çevrilmiş eser sığdırdı. Agatha ayrıca Marry Westmacott takma adıyla aşk romanları da yazmıştır. Ama biz şimdi bana göre en önemli karaktere geri dönelim.

Görünüş Aldatıcıdır

Dizi, 1989 yılında yayın hayatına başlamış ve 13 sezon (71 bölüm) sürmüştür. Bazı bölümler romanların birebir uyarlaması olup bir film uzunluğunda, bazılarıysa romanların biraz değiştirilmiş hali olup tamamen dizi formatında. Oyuncu kadrosunda ise David Suchet, Hugh Fraser, Philip Jackson, Pauline Moran, Zoë Wanamaker ve David Yelland yer almaktadır.


Hercule Poirot(David Suchet), kısa boylu, yumurta kafalı, keskin zekasıyla gizemli olayları çözen kişi bu mu? dedirten sıradan bir görünüşe sahip, espri yeteneği ve Avrupalı nezaketine sahip Belçikalı bir dedektiftir. Cinayetleri ‘küçük gri hücrelerini’ kullanarak çözerken ona yardım eden Yüzbaşı Arthur Hastings(Hugh Fraser) ile bize de yüksek sosyetenin gizli saklı hayatlarını göstermektedir.


MERAKLI GERÇEK

Dizinin uluslararası ayağı Agatha’nın yaptığı arkeolojik ve kültürel gezilerin etkisiyle kaleme alınıp sonra da senaryolaştırılan bölümler. Her bölümün sonunda bütün karakterleri aynı odada ve teatrel bir ortam oluşturulmuş bir şekilde görüp, Poirot’un mantıksal çıkarımlarıyla çözüme ulaştığını görmek beyni kullanmak böyle bir şey dedirtecek size ve o sahneler dizide beklediğiniz sahneler olacak. Kendisini hiç yanlış yapmayan biri olarak gördüğü için narsist olduğunu sanabilirsiniz ama bu kadar büyük bir zekaya sahip biri de övsün canım az kendini 😀 Kitapların nerdeyse hepsini okumuş biri olarak, yayınlanmış dizi ya da film olsun nerdeyse hepsini izlemiş biri olarak gerçekten bu role cuk diye oturan tek kişinin ve rolün cidden hakkını veren tek kişinin David Suchet olduğunu düşünüyorum. 1940lı yılların giyim tarzı ve eğlence anlayışını da çok güzel yansıtmışlar bence. Başka ülkelerin ve arkeolojik kazıların olduğu bölümlerde beni ayrıca etkilemişti tarih ve arkeoloji hayranı biri olarak. Ama bu diziyi izlemek için gereken şey kişinin sapyoseksüel olması bence. Sırf bu nedenden bu diziyi izlerken Poirot ‘un beyniyle evlenmek isteyeceksiniz ben gibi 😀 Her bölümü sizi kesinlikle içine çekecek ve sizlere de beyin jimnastiği yaptırtacak nitelikte olan bu diziyle sizi baş başa bırakıyorum ve iyi seyirler diliyorum…