LEYLA İLE MECNUN İNCELEMESİ – Kusurlu Bir Efsane

Leyla ile mecnun başlık

LEYLA İLE MECNUN – GİRİŞ

Dosyalarım arasında dolaşırken, yalnızca birkaç ay önce yazmış olduğum bu incelemeyi görünce bir garip oldum, çünkü bildiğiniz üzere Leyla ile Mecnun yakın zamanda tam kadro hâliyle Exxen üzerinde tekrardan başlayacak. İnceleme üzerinde değişiklik yapmayacağım, çünkü bu haber öncesinde de ne hissettiğimi ve bu haberin beni ne kadar heyecanlandırabileceğini anlamanızı istiyorum.

leyla ile mecnun exxen

LEYLA İLE MECNUN – İNCELEME

Her yerde Türk dizi tarihinin en garip, en absürt işi olarak geçer Leyla ile Mecnun. Söylenen söz yanlış değildir ama aslında yeterince güçlü de değildir. Çünkü Leyla ile Mecnun her şeyiyle Dünya üzerindeki her türlü diziden çok daha farklı ve özeldir. Bu işi efsane ve hatta kendi deyimimle –Kusurlu Bir Efsane- yapan şeyleri açacağım birazdan… Ama öncelikle bu işin yaratıcısı olan Burak Aksak’a kendi adıma teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bu diziyle büyümüş –ciddi söylüyorum bunu- biri olarak çok çok fazla şey öğrendim ben. Konuşma tarzım ve günlük mizahım da dahil olmak üzere, hayatıma bolca etkisi bulunan bu efsaneyi hem lafı çok uzatmadan hem de olabildiğince kısa tutarak anlatmaya… Baş-la-dım!

 Kusur mu? Ne Kusuru? Senin Ağzından Çıkanlan Kulağ…

Leyla ile Mecnun’u ulaşmak üzere olduğum 19 yaşına kadar birkaç kez izledim ben. Bütün bölümleri… Bunun dışında da sık sık duygularıma göre sahneleri. Pektabii bu diziyi bu denli izlememin nedeni duyduğum hayranlık ve karakterlere olan sevgim… Ancak bir işi bu denli izlediğinizde aslında her şeyin kusursuz olmadığını da fark etmeye başlıyorsunuz… Hatta sevdiğim diğer işlere oranla, belki de içinde en çok kusur bulunduran dizi, Leyla ile Mecnun. Ki bu kusurlar maalesef yalnızca işin teknik tarafında gerçekleşmiyor. Leyla ile Mecnun’da yönetmenlikle ilgili veya ilgisiz kusurlu detayların yanında kimi zaman senaryo anlamında da kusurlar var. Örnek vermek gerekirse, yakın zamanda izlediğim bölümlerden biri… Üçüncü sezon, yirmi dördüncü bölüm, Niğde. Çok minik bir örnek olduğu için vereceğim ve bu detayın neden gram umurumda olmadığını da ardından açıklayacağım.

leyla ile mecnun ismail abi

Bir önceki bölümde Leyla, Mecnun’a nereye gideceğini söylediği hâlde bir sonraki bölüm tamamen Mecnun’un Leyla’nın nereye gittiğini aramasıyla geçiyor. Çok bariz bir biçimde bir sorun var ortada. Ancak bu sorun benim diziden herhangi bir puan kırmama ya da diziye karşı olan sevgimin azalmasına yol açmıyor. İlk sebep, Leyla ile Mecnun’u çok sevmem elbette ama bu asla yeterli değil. İkinci sebep, kafamda kurduğum mantık. Bu mantık da Mecnun’un tam bir geri zekâlı olması… Ve işte az önce yazdığım bu cümle, benim için o bölümün yanlış olma özelliğini siliveriyor. Ancak burada da minik bir problem ortaya çıkıyor, herkes ben değil ki. 

Ben Öyle Bir İnsan Mıyım?

Evet. Öyle bir insanım. Leyla ile Mecnun’u oldukça seven bir insanım. Peki, Onur Ünlü öyle bir insan mı? Bilmem, öyle bir insan mı? Bir de yukarıda bahsettiğim teknik kusurlar var. Burada da dizinin yönetmenlerinden bahsetmek gerekiyor. Onur Ünlü, Eyüp Boz ve Murat Onbul özellikle bahsedeceğim isimler. Onur Ünlü’ye kanser teşhisi konması sonrası, ikinci sezonda işi devralan Eyüp Boz sıklıkla eleştirilere maruz bırakılmıştı… Üçüncü sezonda da Murat Onbul koltuğu devralmıştı. Özellikle ikinci sezonda sık sık eleştirilere maruz bırakıldı dizi. Bunun sebebi elbette sadece yönetmen değildi, dizi kadrosunun magazinsel(!) sebeplerle değişmesi senarist Burak Aksak’ın da aksamasına yol açmıştı elbet, ancak üçüncü sezonda Murat Onbul’la toparlanmıştı dizi tekrardan. Fakat her şeyi bir kenara bırakırsak, sıklıkla bütçe ve dizinin yapısı gereği problemler ortaya çıkıyordu. Özellikle efektlerde. Bunun dışında bazı bölümlerde seste de problemler vardı. Kimi zaman da sahnelerde ama…

Bazı zamanlarda da ciddi manada hoş denemeler vardı. Hoş açılar, sahneler vesaire… İşte diziyle ilgili kusurların büyük kısmı buradaydı benim gözümde… Sonrasında bahsedeceğim şeyler ise, “neden efsane?”  sorusuna cevaplar…

-İSMAİL ABİİİ! –HOOOP!

Karakterlere girmek istedim bu kısımda direkt. Çünkü Leyla ile Mecnun’un her şeyden önce en iyi yaptığı şey bu. Karakterler ve ilişkileri… İsmail A.’sından Mecnun Ç.’sine, H. Yavuz’undan Erdal B.’a oradan Aksakallı D.D’ye ve İskender Ç.’ye… Ve daha birçok karaktere… Hiç acele etmeden tanıtıyor bu karakterleri Leyla ile Mecnun. Sadece tanıtmak da değil hatta, her bölümde daha da gelişiyor her karakter. Bunun dışında, sahip olduğu harika oyuncu kadrosu da buna çok yardımcı oluyor. Her karakterin oyuncusu da oyuncuyla duygusal bir bağ kurunca, biz izleyiciye de duyguların geçmesi zor olmuyor elbette. Dizideki kötü karakterlerle, bizimkilerin de harika bir ilişkileri olması ve hatta muhtemelen Erdal Bakkal’ın o kötülerden daha kötü olması da cabası! Bunların yanında dizide ara ara görünen yan karakterler bile seyirciyle bağ kurabiliyor. Tonton teyze, Kaleci Saçlı Adam(orijinali değil ama olsun), Sarı Bıyık(orijinali), Zeki Alasya parodisi adam ve nicesi…

LEYLA İLE MECNUN DUYGUSAL FON MÜZİĞİ, ENTER

Genelde efsaneleşmiş şeyleri daha da efsane yapan bir şey daha vardır: Müzikler ve kullanımları! Ve Leyla ile Mecnun bu konuda da yalnızca Türkiye’de değil, dünyadaki sayılı örneklerden. Özellikle de duygusal müzikleri… Mehmet Erdem ve Alper Atakan’ın hazırladığı dünya tatlısı müziklerin yanında Ali Atay’ın seslendirdiği şarkılar da çok çok başka bir tat idi. Dizinin son sezonu sırasında da Yokluğunda isimli parçayla Leyla The Band kısa süreliğine de olsa hayatımıza girdi. Müziklerin kullanıldığı yerler ve müzikler o kadar uyumluydu ki hâlâ müzikleri duyduğumda canlanıyor aklımda birer birer sahneler…

leyla ile mecnun duygusal

O GEMİ Bİ’GÜN GELECEK!

Umut fakirin ekmeğidir ve her yarım kalan hikâye tamamlanmaya muhtaçtır. “Erdal Bakkal tuzlukmuş” klişesi dolaşsa da ortalıkta, hiçbir zaman Burak Aksak’ın aklındakinin o olmadığını düşünmüştüm ben.  2018’de çıkan Leyla ile Mecnun kitabı da bunu kanıtlar nitelikte zaten. Ancak o da dizinin gittiği noktadan çok farklı bir yerde. İnsan hâlâ merak ediyor. Dizi eğer devam edebilseydi, ettirselerdi yani ve bir şekilde ulaşsaydı finaline… O zaman ne olurdu? Mecnun çölünde mi kaybolmuştu Leyloş gittiğinden beri ve Yavuz acaba tekrar mutlu oldu mu? Her şeyin yanında… İnsan tabii merak ediyor, o gemi acaba geldi mi?

LEYLA İLE MECNUN – SONUÇ

PUAN

Senin ağzından çıkanla kulağının duyduğu acaba aynı yere mi varıyor? Puan diyor ya… Bin puan! Al sana puan!

M. İkbal Dursun
Tekirdağ'da yaşıyor ve 19 yaşında. Galatasaray Üniversitesi'nde öğrenci. Birçok şeye ilgi duyduğu için hepsini yazmayacak. Ama yazdığı, izlediği, oynadığı sürece mutlu biri.