KUROKO NO BASKET – Sadece Spor İşleyen Anime|Anime İncelemesi

Kuroko No Basket Konusu ve İncelemesi

Spor animeleri denildiğinde soranlar için ilk tavsiye edeceğim animelerden olan Kuroko No Basket ‘in gerek müzikleri gerek çizimleri olsun sizi kendisine çeken bir havası var. Karakterlerin kişilik özelliklerinin farklılıkları ve oynadıkları pozisyon farklılıkları çeşitlilik katıyor. Hikayenin gidişatı ve maç sonuçları izleyicileri bağlıyor. Özellikle Karakterlerin özellikleri, sanki toplumdan ayrı ayrı insanlardan seçilip oraya “cuk!” diye oturtulmuş gibi.

Konusu, ortaokulda bir mucize basketbol neslinin liseye geçtiğinde dağılmalar ve ardından birbirlerine rakip olmaları diye özetleyebiliriz. Fakat Kuroko gibi sessiz birisi bile bu kısa özete karşı çıkacaktır.  Bu yüzden biraz daha açacağım konuyu ve sizlere neden Kuroko No Basket izlemeniz gerektiğini anlatacağım.

Kuroko ortaokul basketbol liginde tüm okulları mağlup eden ve herkesin hayran olduğu mucize neslin oyununa karşı çıkar. Basketbolun bir kazanma amacıyla değil, eğlenme amacıyla oynanması gerektiğini söyleyer. Liseye geçtiğinde diğer hiçbirinin katılmadığı Seirin lisesine girer ve basketbol takımına dahil olur. Burada tanıştığı Kagami ve diğer senpaileriyle, güçlü ve eğlenmek için oynayan bir takım kurmayı hedefler. Skor yapmanın takım oyunundan daha önemli görüldüğü bir takımda olduğu için ilk başlarda yabana atılmıştır. Zamanla en büyük yeteneği olan fark edilmemenin ve hızlı paslarının çok büyük avantaj yakaladığı anlaşılınca takımın gözdesi olur. Lakin Kuroko’nun kondisyonu düşüktür. Bu yüzden de her çeyrekte oynatabilecekleri bir oyuncu olmak yerine kritik yerlerde oyuna giren bir koz olur. Her şeye rağmen Kuroko serinin başından sonuna kadar gelişmiş ve kendi oyun tarzının kötü olmadığını göstermiştir.

Kuroko ve Mucize Nesil

Öncelikle ana karakterimiz Kuroko için bölümler boyunca gelişmesini ve bir “gölge”nin bile ne kadar etkili olabileceğinden başlayalım. Gölge ifadesi Kuroko için yetersiz olsa da görünüşe göre kendisi de bu ifadeyi benimsemiş. Görünmez paslarıyla  ve dikkat çekmeyen tipiyle sahada görünmeden iş yapmayı başaran bir mucize nesil. Tabi her gölgenin oluşması için bir ışık kaynağına ihtiyacı vardır.  Bu ışık kaynağımız ise Kagami oluyor. Amerika’dan gelmiş ve Japonya’da basket yeteneklerini konuşturmak isteyen hırslı bir karakterimiz. Gelişmek için her şeye  açık ve azimli çalışmasıyla mucize nesli bile alt edebilecek kapasiteye sahip gücü taşımaktadır. Midorima da başta olmak üzere hepsini endişelendirmesi de bir yana Aomine’nin bile giremediği “zone”a girmesi bir hayli şaşırtıcı.   

Kuroko No Baskette biraz da mucize nesilden konuşmak gerekiyor. Bu çocuklar yetenek ve hırs şelalesinin kaynağı gibiler. Ortaokulda aynı takımda olmanın gücü ve rahatlığına karşın lisede birbirlerine meydan okumaları bir hayli rekabet atmosferine sokuyor izleyiciyi. Her birinin özel yetenekleri ve kişilikleri ile her maç sanki bir günmüşçesine uzun geliyor bilincimize. İzlemeye doyamıyoruz.

Yapım hakkında görüşlerim

Kuroko No Basket’te çizimler ve seslendirmeler için kaliteli diyebilirim. Fakat bu anime konu, karakter ve kalite bakımından ne kadar iyi olsa da eğer genç yaşlarda değilseniz size pek hitap etmeyebilir. Özellikle bazı sahneler ve olaylar sıradan gelip sıkılmanızı sebep verebilirler. Kendinizi “Neden başladım ki?” derken bulabilirsiniz fakat birkaç dakika beklerseniz tekrar eğlenmeye başlayacağınızdan eminim. Çünkü izlemesi keyifli ve akıcı. Ancak geniş bir kitleye hitap ettiğini pek söyleyemem. Ayrıca bu spor animesinde spordan başka bir şey görmeyeceğinizi de garanti ederim çünkü büyük bir bölümü maçta, geriye kalan kısımlar ise antrenmanda ve sokakta geçiyor. Aşk, dostluk, nefret gibi duyguları maçta ve antrenmanda görüyoruz sadece. Bu da bence animeyi daha hoş bir hale getiriyor.

Kuroko No Basket bana kalırsa izlenesi bir seri. Ancak kendinize uygun görmüyorsanız pek de zorlamamanızı tavsiye ederim. Ne aç bırakır ne karın doyurur diyelim kısaca.

Ayrıca anime serisinden sonra çıkmış olan Kuroko No Basket: Extra Game izleyiciler tarafından büyük ilgi toplamıştı. Fakat meyve veren ağacı taşlarlar misali Slam Dunk severleri de bu anime ve manga sayılarını taşlamışlar. Daha da ileri gidip çizeri ve stüdyoyu ölümle tehdit etmişler. Her şeye rağmen sonuna kadar devam etmeye çalışan çizerimiz ise sonunda işi extra game ile sonlandırmış.