RESIDENT EVIL – Ne Ola Ki?

Her türden zombi severler, merhaba. Bu yazımızda, Resident Evil Village oyunu ile bir kez daha hatırladığımız oyun serisi konumuz. Resident Evil nedir, kim kimdir? Zombileri nasıldır, yenir mi? Onlar bizi yer mi? gibi bir çok sorunun cevabını arayacağız. Peki bulabilecek miyiz? Bakalım…

Her Türlü Deri ve Estetik Sorunlarına Çözüm: Umbrella Şirketi

Sene 1996. İlk olmasa da, “korku/hayatta kalma” türündeki oyunlardan biri olan Resident Evil ile tanışma yılımız. Baştan söyleyeyim; uzun uzun konusunu anlatmayacağım. Tahmin edildiği gibi bir zombi istilası oluyor ve bizde, seçtiğimiz karakter ile (Chris Redfield ya da Jill Valentine) hayatta kalmaya, bu cehennemden çıkmaya çalışıyoruz. Ama aslında her şey bu kadar basit değil.

Zombi konseptini sever arkadaşlarımız mutlaka bilirler; bir çok oyunda ya da filmde zombilerin nereden ve nasıl geldiği ya açıklanmaz. Ya da üstünkörü bir şekilde açıklanır. “Lanet” denir, “büyü” denir, “ters giden bir deney” denir ve biter. Birbirinin aynısı ve seyirciye/oyuncuya lezzet sunmadan işin içinden çıkılmış olur. Peki ya Resident Evil?

Capcom tarafından yapılan oyun zincirinde, yukarıda bahsettiğim olay, oldukça uzun ve detaylı bir şekilde açıklanmakta. Tabii aslında bu kadar çok detay verilebilmesinin en büyük sebebi devam eden oyun serisi. Ve bolca film çıkması. Yıllar boyunca seriyi ilerletmek için söz konusu olan “virüs” de değişime uğruyor, kahramanlarımızı maceradan maceraya sürüklüyor. O zaman fazla spoiler’a girmeden bakalım virüs ve üretici şirkete, yani Umbrella’ya.

T-Box, T Virüs ve Diğerleri

İlk olarak şunu belirteyim ki, Resident Evil serisindeki zombilerin büyü ve lanetle alakası yok. Tamamiyle labaratuvarda yetiştirilmiş, çoğunlukla bilinerek yapılmış bir biyolojik silah. Filmde olayları Racoon City’de görsek de, ilk çıkan oyunda olayların daha da gerisine gidiyoruz. Spencer Mansion‘da geçen oyunda ilk defa Resident Evil zombileri ile tanışıyoruz. Sonrasında da bu zombiler evrimleşerek (doğal evrim değil ama, hep yapaylık söz konusu) karşımıza çıkıyorlar.

Başlıkta bahsettiğim T virüs de zombi salgınına neden olan ve en çok bilinen virüs çeşidi. İnsanları öldüren bu virüs, hızlı bir şekilde diriltiyor ve insanı basitçe zombiye çeviriyor. Bu türdeki virüsten etkilenmiş yaratıkların durumu kötü. Genelde pek zekaya ya da hıza sahip değiller. Yavaştan ve korkutarak geliyorlar.

Spoiler olmaması açısından diğer virüsler konusunda isim veremiyorum. ama farklı coğrafyalarda, farklı ailelerin kanları ve başka etmenlerle birlikte değişik etkileri olan virüsleri de (oyunlarda) görmekteyiz. Aslında Resident Evil zombilerinin mutasyonları ve birbirlerinden bu kadar farklı olmalarının ana sebebi bu. Yani aslında yoldan geçen Resident Evil zombisinin dna’sı ve Nemesis (yapılı, silah kullanabilen, tosun gibi) dna’sı birbirine benzerlik gösteriyor.

Resident Evil
Bu kadının bizi korkutması gerekiyordu ama internette ona korkunç şeyler yaptılar…

Ama dediğim gibi farklı etmenler nedeniyle evrimin sonucu ve yaratık özellikleri değişebiliyor.

Ooyunlara baktığımızda silah kullanabilen zombiler var. İnanılmaz hızlarda hareket edenlere, hatta bina boyutunda olanlara kadar ne isterseniz var. Türün hayranı olarak bu kadar çeşitlilik olunca, oyunların bağlayıcılığı ve tadı da bir başka oluyor.

Dünyanın Başına Şemsiye Açan Şirket: Umbrella

İngiltere kökenli ve çok uluslu bir şirket olan Umbrella için hayat en başta güzel gitmektedir; İlaçtan, sağlıklı yiyecek satımında kendine yer edinmiştir.

Hatta turizmden, kozmetik ürün pazarlamasına kadar neredeyse el atmadığı alan kalmayan bir şirket olmuştur. Dünyanın her yerinde iş yapmaktadır. (Hatta Blue Umbrella diye askeri uzantıları da var) Ancak şirketin asıl amacı yasal olmayan aktivitelerini kapatmaktır. Arka fonda özellikle kimyasal alanda deneyler yapılmaktadır.

Umbrella, bünyesinde işinin uzmanları olan kişiler barındırmaktadır; yüksek seviyeli mühendisler, biyo-kimya konusunda ünlüler ve tabi ki acımasız, deneyimli kiralık askerler. İşlerine kendilerini fazla kaptırmalarından mı, kurumun baskıcı ve son derece hırslı politikalarından mıdır bilinmez, çok başlılık sorunu ortaya çıkmaya başlar. Zamanla şirket içinde birbirini arkadan (hatta bazen önden) bıçaklamalar, ayağını kaydırmalar ve ihanetler görülür. Şirketten kaçanlar olduğu gibi, bilgi sızdıranlar, aynı zamanda birden fazla amaç için çalışanlar gibi nedenlerle bir süre sonra dünyanın bir çok yerinde işler çığırından çıkmaya başlar. Albert Whisker bu konuda örnek verilebilecek isimlerdendir. Ayrıca olayların karışması açısından, Racoon City’de olanlar, Afrika (Resident Evil 5) bunların en güzel örnekleridir.

Bu kısımda aslında filmler ve oyunlar biraz ayrılıyor; Filmlerde tüm dünyanın atmosfer ve yer şekillerinin karıştığını, artık insanlığın bitme noktasına geldiğini görmekteyiz. Oyunlarda ise bu tür olayların gerisindeyiz. Yani oyunlar ve hatta animeted yapımlarında dünya genelde bu kadar kötü değil, birkaç şehrin ya da büyük yapıların başındaki belaları görmekteyiz. Bana kalırsa iki yol da güzel, bazı kişiler için tutarsız gelebilir ama ben hiç sorun etmiyorum, etmemenizi de tavsiye ediyorum.

Ünlüler Geçidi

Tabi böyle “şeytani” bir şirket olur da, ona karşı duranlar olmaz mı? İlk oyundan itibaren, Umbrella’nın yaptıklarını hoş karşılamayan ya da önce kafasına takmayıp sonrasında vicdana gelen karakterlerimiz mevcut. Yine spoiler olmaması açısından çok fazla isim veremesem de birazcık değinelim.

Chris Redflield, John F. Kennedy ve Jill Valentine serinin en bilinen karakterlerinden. Bu arkadaşlar ve oyunda/filmlerde gördüğümüz karakterlerin geçmişleri ve genelde amaçları, tutumları birbirinden oldukça farklı; bazısı polis, bazısı maceracı, bir başkası ise paralı asker. İçinde ajan olan da var önce kurban olup sonrasında kahraman olan da…

Yani aslında (yine filmdekinin aksine) bir kahraman ve etrafında dönen yardımcıları gibi bir durum söz konusu değil. Oyun serilerinde ve animated yapımlarında genelde farklı karakterleri görüyoruz, tabi arada birleştikleri de oluyor. Aslında seri o kadar uzun ki çoğu karakterin birbirleriyle kesiştiği, birlikte çalışmak zorunda kaldıkları noktalar oluyor ama bu durum sonsuza kadar sürmüyor ve yine Game of Thrones oyunları dönüyor, zamanla müttefikler ve düşmanlar değişiyor vb.

Ada Wong ve Jill favorimdir.

Animelere Selam Olsun

Resident Evil Serisi, bize sunduğu tüm artılara rağmen takip etmesi kolay bir seri değil; evet filmleri izledik, bazı oyunlarını oynadık (tüm oyunlarını oynamak da ayrı bir başarı) yani bir yerinden tuttuk ama asıl zorluk çok içerik olması değil, karışık olması.

İlk olarak hep aynı karakter olmadığı için, bir yapım Amerikada olan olayları gösterirken başka bir yapımda alakasız bir adaya gidebiliyoruz. Her zaman da Umbrella’ya karşı savaşmama durumu olabiliyor, örneğin Resident Evil 6’da bizzat Umbrella’nın görevlendirdiği bir ekibe hayat vermekteyiz. İşi karıştıran ama bir noktada da güzelleştiren bir konu; çünkü karakterler ve olaylar birden fazla bakış açısı kazanıyor, böylece de daha derinlemesine olaylara girebiliyoruz.

Ben sevsem de, haliyle herkese hitap etmeyebilir (nasıl yani???) Hani anime’lerde “Ova” denilen bir muhabbet vardır ya, serinin kahramanlarının filmi yapılır ama filmde tam zamanlama falan belli değildir, bazı oyunları ve filmleri de öyle deneyimlemek lazım. İşte Resident Evil böyle bir yapım diyebiliriz. Bu noktada da tavsiyem zaman kısmını fazla kafaya takmadan yapımlardan zevk almanız.

Filmler ve Oyunlar

Oldukça iyi hasılat yapan filmlerde, baş karakter olarak Alice’i görmekteyiz. Umbrella şirketinin oyunlarına gelen güzeller güzeli (Milla Jovovic) başlıyor amansız bir mücadeleye. Bir yandan virüs nedeniyle çeşitli kabiliyetler geliştirirken bir yandan da insanlığı ve kendi insanlığını korumaya çalışıyor. Kendi adıma her film o kadar başarılı olmasa da, genel olarak zevkle birden fazla kez, izledim. Özellikle 2. filmden sonra olayların çapı biraz abartılarak büyüse de, Resident Evil yapımlarına yakıştığını düşünüyorum, nitekim oyunlarda da öyle. Ama Alice karakterimiz oyunlarda yok, onu da yazmadan geçmeyeyim.

Oyunlarda da canlandırdığımız karakterler birbirlerinden farklı; bir oyunda Leon iken başka bir oyunda Jill’iz. Genelde canlandırdığımız karakterlerin hepsi işlerinde uzman olan insanlar. Yani mutasyona uğramış, uçan kaçan karakterler değiliz, ancak onlara karşı savaşıyoruz. Şunu da belirtmem gerekiyor ki aslında birbirinden farklı tipleri oynasak da, oynanışlar fazla değişmiyor; sürü şeklinde gelen düşmanlar, Boss savaşları, bolca kan ve farklı ortamlarda avantajlı/dezavantajlı dövüşler bizleri bekliyor.

Dalmış gitmiş hayallere. Keşke bende yanında olsam valla zombilere razıyım.

Nereden, Nasıl, Kiminle Başlamalı?

Eğer daha önce Resident Evil serisi ile hiç birbirinize dokunmadıysanız, tavsiyem, ilk oyundan başlamanız. (Remake’ler de yapıldı bahane üretmeyiniz, RE’nin inceleme yazımız bir fikir verebilir; https://fanzade.com/gamerhead/oyun-inceleme/resident-evil-2-ders-niteliginde-bir-yeniden-yapim/) Hatta “Resident Evil Zero” bile olabilir. Bütün oyunları bitirdikten sonra filmlere geçebilirsiniz. Bu şekilde bir tavsiye vermekteyim çünkü filmlerde gördüğümüz bazı karakterler oyunlarda da var. Dolayısıyla ilk olarak bence oyunda görün, deneyimleyin, sonrasında da film adaptasyonuna geçin. Birkaç oyun oynadıktan sonra animated yapımları da izleyebilirsiniz. Yok derseniz ki oyunlara o kadar vakit ayırmam, o zaman filmlerden başlayarak sonrasında da animated yapımları izleyerek güzel bir RE deneyimi elde edebilirsiniz.

İlk ve Son Kez Isırılırken

Capcom tarafından hayatımıza sokulmuş (nefis grafikli internet sitesini de şöyle bırakayım https://game.capcom.com/residentevil/en/) Resident Evil, macerasına, ilk çıktığı kaliteyi de arttırarak devam ediyor. Yeni filmler gelir mi, gelirse kaliteli olur mu, o kadarını bilmiyorum ama animated yapımları ve oyunlarına yeni halkalar ekleneceği neredeyse kesin gibi. Bu arada yapımın dizisi de Netflix’e geliyor, ayrıca bazı animated versiyonları da yine Netflix’de bulmak mümkün. 25 yıllık bir süre ardından, duyuruları, cosplay ve con’ları ile ebnce yaşanması gereken bir deneyim.

En azından bir şans vermenizi istiyor ve eğer ısırıldıysanız yeşil bitkiyi bulma konusunda şans diliyorum. Yoksa mavi mi işe yarıyordu…

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…