Steven Knight denince aklımıza ilk olarak Birmingham’ın dumanlı sokakları ve Peaky Blinders’ın o kendine has karizması geliyor. Ancak usta kalem, son yıllarda sadece Thomas Shelby’nin hikâyesiyle sınırlı kalmayacağını defalarca kanıtladı. Knight’ın tarihi dramalardaki ustalığını konuşturduğu son işi A Thousand Blows, ikinci sezonuyla ekranlara döner dönmez izleyicileri yeniden avucunun içine almayı başardı.
Disney+ platformunda küresel listeleri altüst eden dizi, yayınlanmasının hemen ardından dünya genelinde ikinci sıraya yerleşerek büyük bir başarıya imza attı. Her ne kadar zirveyi şimdilik Percy Jackson ve Olimposlular’a kaptırmış olsa da, özellikle Birleşik Krallık ve İrlanda gibi bölgelerde Tron: Ares ile kıran kırana bir rekabet içerisine girmesi, Knight’ın yarattığı evrenlerin ne kadar güçlü bir karşılığı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Londra’nın Karanlık Sokaklarında Çıplak El Boksu
Peki, nedir bu diziyi bu kadar özel kılan? Knight, bizi bu kez Peaky Blinders’tan biraz daha geriye, 1880’lerin Londra’sına götürüyor. Dizinin merkezinde, tarihin tozlu sayfalarından fırlayıp gelen ve tamamen kadınlardan oluşan meşhur suç örgütü “Forty Elephants” (Kırk Fil) yer alıyor. Bu sert kadınlar çetesi ile yasa dışı çıplak el boksu dünyasının kesiştiği noktada ise hayatta kalma mücadelesi veren karakterlerin hikâyesine tanık oluyoruz.
İkinci sezon, ilk sezonun bıraktığı o yüksek çıtayı daha da yukarı taşımış gibi görünüyor. Eleştirmenlerden tam not alan yapım, özellikle prodüksiyon kalitesi ve karakter derinliğiyle öne çıkıyor. İlk sezonlarda genellikle hikâyenin temellerini atmak için harcanan o ağır tempo, bu sezonda yerini çok daha akıcı ve karakterlerin iliklerine kadar hissedildiği bir anlatıma bırakmış durumda. Karakterler artık sadece birer figür değil; her biri tabut çivisi kadar sert, gerçek ve yaşayan figürler olarak karşımıza çıkıyor.
İnsanlar Bunları da Sordu: A Thousand Blows Hakkında Merak Edilenler
Dizinin popülaritesi arttıkça, izleyicilerin kafasındaki sorular da çoğalıyor. İşte A Thousand Blows 2. sezon ve genel hikâye hakkında en çok merak edilenler:
A Thousand Blows konusu gerçek mi? Evet, dizi büyük ölçüde gerçek tarihi figürlere ve olaylara dayanıyor. Özellikle Viktorya dönemi Londra’sında terör estiren kadın suç örgütü Forty Elephants, dizinin en gerçekçi ve etkileyici unsurlarından biri.
A Thousand Blows nerede izlenir? Dizi, küresel olarak Disney+ üzerinden izleyiciyle buluşuyor. Türkiye’deki izleyiciler de platform üzerinden bu sert ve sürükleyici hikâyeye ortak olabiliyor.
Dizinin kadrosunda kimler var? Mary Carr rolünde Erin Doherty, Hezekiah Moscow karakterinde Malachi Kirby ve Henry “Sugar” Goodson rolünde usta oyuncu Stephen Graham başrolleri paylaşıyor. Özellikle Stephen Graham’ın performansı, dizinin o çiğ ve vahşi atmosferini perçinleyen en büyük unsurlardan biri.
Steven Knight’ın Durmaya Niyeti Yok: James Bond ve Ötesi
A Thousand Blows’un başarısı sürerken, Steven Knight cephesinden gelen haberler heyecanımızı diri tutmaya yetiyor. Knight, sadece bu diziyle ya da Netflix için hazırladığı The House of Guinness ile meşgul değil. Peaky Blinders hayranlarının merakla beklediği The Immortal Man filmiyle orijinal hikâyeyi nihayete erdirmeye hazırlanırken, aynı evrende geçecek yeni dizi projeleri üzerinde de çalışmaya devam ediyor.
Ancak asıl bomba, Knight’ın sinema dünyasının en prestijli koltuklarından birine oturacak olması. Usta yazar, yönetmen koltuğunda Denis Villeneuve’ün oturacağı yeni James Bond filminin senaryosunu kaleme alacak. Görünen o ki, Knight’ın o sert, gerçekçi ve derinlikli kalemini yakında 007 evreninde de göreceğiz. O zamana kadar, Londra’nın çamurlu sokaklarında atılan yumrukların sesini dinlemek için A Thousand Blows bizleri bekliyor.


Yorum (0)