Teknolojiyle olan o karmaşık, bazen korkutucu ama bir türlü vazgeçemediğimiz ilişkimizin en karanlık anlatıcısı geri dönüyor. Evet, Netflix o meşhur siyah ekrana bakıp kendi yansımamızla bir kez daha yüzleşmemiz için yeşil ışığı yaktı. Black Mirror, zihinlerimizi bükmeye ve “Acaba telefonum beni dinliyor mu?” paranoyasını körüklemeye 8. Sezon ile devam edecek.
Dizinin yaratıcısı ve beynimizin içindeki o karamsar sesin sahibi Charlie Brooker, Tudum’a verdiği röportajda bombayı patlattı. Söyledikleri ise her zamanki gibi hem heyecan verici hem de hafifçe ürkütücü: “Black Mirror geri dönecek ve umuyorum ki her zamankinden daha ‘Black Mirror’ olacak.” Brooker, gerçek hayatın dizideki distopyalara yetişmek üzere olduğu şu günlerde, zamanlamanın manidar olduğuna dikkat çekiyor. Yaratıcı ekibin beynindeki o karanlık çarklar çoktan dönmeye başlamış bile.

Ödül Sezonunun Parlayan Yıldızı
Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz yıl yayınlanan 7. Sezon, serinin tarihinde bir ilke imza atarak Altın Küre adaylığı kapmıştı. Özellikle “Common People” bölümündeki performansıyla Rashida Jones ve “Eulogy” bölümündeki ustalığıyla Paul Giamatti, izleyenlerin tüylerini diken diken etmişti. Brooker, bu adaylıklar karşısında kendi tarzında, hafif alaycı bir mutluluk sergiliyor: “Ben insani duyguları pek deneyimlemem ama taklit edebildiğim kadarıyla söyleyeyim; memnun oldum.”
Rashida Jones’un serideki yeri ayrı; kendisi ta “Nosedive” bölümünün senaristliğinden beri bu ailenin bir parçası. Paul Giamatti ise huysuz ama derinlikli karakteriyle hepimizin kalbini kırmayı başarmıştı. Bu başarı, dizinin sadece teknolojik bir uyarı levhası değil, aynı zamanda derinlikli bir drama olduğunu da kanıtlıyor.
Müzik Albümü Yapar Gibi Dizi Yapmak
Peki, yeni sezonda bizi neler bekliyor? Charlie Brooker, yeni bir sezonu kurgularken süreci bir müzik albümü hazırlamaya benzetiyor. “Henüz neyi yapmadık? Hangi tonu arıyoruz? Bu parça albümün neresinde durmalı?” gibi sorularla ilerlediklerini belirtiyor. Ancak bir konuda net: “Bir Black Mirror halk dansları bölümü görmeniz pek olası değil.” Neyse ki, distopya dozumuzun azalmayacağından eminiz.
Serinin 6. sezonda yaşadığı o hafif tökezlemeyi (izleyici puanları %47’lerde kalmıştı), 7. sezondaki sağlam geri dönüşle (%75 izleyici, %84 eleştirmen puanı) telafi etmesi, Netflix’in de diziye olan güvenini tazelemiş durumda. Biz izleyiciler olarak da o eski tadı yeniden aldığımız için mutluyuz.
Brooker’dan Sürpriz: Bu Sefer Bilim Kurgu Değil
Charlie Brooker sadece Black Mirror ile meşgul sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Usta yazar, aynaların ötesine geçip bambaşka bir sulara yelken açıyor. Henüz adı konulmamış dört bölümlük bir dedektiflik dizisi yolda. Kadro ise şampiyonlar ligi gibi: House of the Dragon‘dan Paddy Considine, Game of Thrones efsanesi Lena Headey ve Barbarian‘dan tanıdığımız Georgina Campbell.

Brooker bu yeni proje için oldukça net konuşuyor: “Bu kesinlikle Black Mirror değil. Çok çok farklı bir şey. Tüm zamanların en dedektifvari şovu.” Ciddi, derin ve suç odaklı bir gerilim bizi bekliyor gibi görünüyor. Yani teknolojik distopyadan çıkıp, klasik suç dramasına Brooker dokunuşuyla dalacağız.
Merak Edilenler: Black Mirror 8. Sezon Hakkında Sıkça Sorulanlar
Türkiye’deki izleyicilerin aklındaki o deli soruları duyar gibiyiz. İşte yeni sezonla ilgili en çok merak edilen detaylar:
Black Mirror 8. sezon ne zaman çıkacak?
Netflix henüz resmi bir yayın tarihi açıklamadı. Ancak prodüksiyon süreçleri ve Brooker’ın “beynim çalışmaya başladı” açıklamaları göz önüne alındığında, yakın gelecekte net bir tarih duymayı bekleyebiliriz. Şimdilik eski bölümleri tekrar izleyip teoriler üretmeye devam.
Yeni sezonda hangi oyuncular var?
Kadro henüz gizli tutuluyor. Ancak dizinin antoloji formatı gereği, her bölümde yine yıldız isimleri ve yetenekli oyuncuları görmeyi bekliyoruz. Brooker’ın önceki tercihlerine bakarsak, yine bizi şaşırtacak isimler listede olacaktır.
Black Mirror 8. sezon konusu ne olacak?
Brooker, “henüz yapmadığımız ne kaldı?” sorusuyla yola çıktıklarını belirtti. Bu da yapay zeka, sanal gerçeklik veya biyoteknoloji gibi konuların daha önce işlenmemiş, çok daha karanlık veya absürt yönlerini görebileceğimiz anlamına geliyor. Gerçekliğin kurguya yetiştiği bu dönemde, senaryoların ne kadar “gerçekçi” olacağı ise asıl korkutucu kısım.


Yorum (0)