Televizyon dünyasında bazı işler vardır; ilk bakışta “bu ne saçmalık” dersiniz ama bir şekilde kendinizi sabahın köründe, elinizde cips paketiyle bir sonraki bölümü açarken bulursunuz. İşte La Brea tam olarak böyle bir fenomene dönüşmüş durumda. NBC’de yayın hayatına başladığında herkesin aklına o kaçınılmaz soru gelmişti: “Acaba yeni bir Lost mu doğuyor?” Sıradan insanlar, ani bir felaket, tarih öncesi gariplikler ve üst üste yığılan gizemler… Eleştirmenler, diziyi Lost‘un büyüsünü kopyalamaya çalışan, ancak ucuz diyaloglar ve mantık sınırlarını zorlayan senaryosuyla sınıfta kalan bir yapım olarak etiketlemekte gecikmedi. Ancak işin ilginç yanı, dizinin final yapmasından çok sonra, 2025 yılında Netflix kütüphanelerinde gerçek bir bilim kurgu hitine dönüşmesi oldu.
La Brea Konusu Nedir? Los Angeles’ın Göbeğinde Tarih Öncesi Kaos
Peki, insanları ekran başına kilitleyen bu La Brea konusu nedir diye soracak olursanız, kemerlerinizi bağlayın çünkü oldukça türbülanslı bir yolculuk vadediyor. Manifest gibi diziler Lost‘un gizemli yapısını daha ruhani bir yerden yakalamaya çalışırken, La Brea işi tamamen fiziksel ve kaotik bir boyuta taşıyor. Olaylar, bir uçak kazasıyla ıssız bir adaya düşmekle başlamıyor; felaket doğrudan Los Angeles’ın kalbine iniyor. Şehrin ortasında devasa bir obruk açılıyor ve binaları, arabaları, insanları yutarak onları yerin altındaki tehlikeli, ilkel ve tarih öncesi bir dünyaya hapsediyor.
Aşağıda kalanlar, bu vahşi doğada hayatta kalmak ve yüzeye çıkış yolu bulmak için birlik olmak zorundayken; yukarıda kalanlar sevdiklerine ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Hikayenin merkezinde ise kelimenin tam anlamıyla ikiye bölünmüş Harris ailesi var. Gavin ve kızı Izzy yukarıda, ailenin geri kalanı ise o devasa çukurun dibindeki bilinmezlikte yaşam mücadelesi veriyor. Bu “aile draması soslu hayatta kalma mücadelesi”, Türk izleyicisinin de oldukça sevdiği bir formül aslında.





Eleştirmenlerin Yerden Yere Vurduğu Başlangıç
Dürüst olalım, La Brea ilk çıktığında eleştirmenler hiç de merhametli davranmadı. Rotten Tomatoes üzerinde %29 gibi oldukça düşük bir puanla açılış yapan dizi için genel kanı şuydu: “Bu deliliğin bir metodu olabilir ama dizi, izlenmeye değer bir şey çıkarmak için kendi saçma önermesine yeterince sadık kalamıyor.” Ancak izleyici her zaman eleştirmenlerle aynı fikirde olmuyor. Dizi, altı milyondan fazla izleyiciyle güçlü bir başlangıç yaptı çünkü insanlar bu yüksek bütçeli kaosun nereye varacağını merak ediyordu.
Ne yazık ki televizyon yayınında bu ivme korunamadı. Mitoloji karmaşıklaştıkça ve senaryo “yok artık” dedirten anlarla doldukça reytingler eridi. Üç sezonun ardından dizi final yaptığında, çoğu kişi bunu başarısız bir deneme olarak tarihe gömdü. Ancak dijital yayıncılığın cilvesi tam da burada devreye giriyor.
Netflix Etkisi: İptal Edilen Dizi Nasıl Zirveye Oturdu?
Şubat 2024’te final yapan dizi, televizyonda sadece iki milyon izleyiciye veda etmişti. Ancak 2025’in ilk yarısında Netflix’in uluslararası kütüphanelerine (ve Amerika’da Tubi gibi platformlara) eklenmesiyle işin rengi tamamen değişti. FlixPatrol verilerine göre, dizinin ilk iki sezonu 60 milyon saatten fazla izlenerek Ocak-Haziran 2025 döneminin en çok izlenen bilim kurgu yapımları arasına girdi. Bir zamanlar “ucuz kopya” olarak görülen bir yapım için inanılmaz bir geri dönüş hikayesi bu.
Peki, La Brea izlenir mi? Bu sorunun cevabı, ne beklediğinize bağlı. Eğer mantık hatalarına takılmadan, “o kadar kötü ki çok iyi” kategorisinde, beyninizi yormadan izleyebileceğiniz bir macera arıyorsanız, bu dizi tam size göre. İzleyiciler belki gözlerini deviriyor, belki senaryoyla dalga geçiyor ama bir şekilde “sonraki bölüm” butonuna basmaktan kendilerini alamıyorlar. Bazen ihtiyacımız olan tek şey, Los Angeles’ın ortasında açılan bir delikten düşen insanların dinozorlarla mücadelesini izlemektir, değil mi?


Yorum (0)