Kendi Yolunuzu Çizebileceğiniz 9 Açık Dünya Oyunu

Kendi Yolunuzu Çizebileceğiniz 9 Açık Dünya Oyunu

Fanzade tarafından ·
Ocak 20, 2026

Oyun dünyasında oyuncuları kabaca iki ana kampa ayırabiliriz: Bir yanda elinden tutulmasını, çizgisel bir hikaye boyunca nereye gideceğinin söylenmesini isteyenler; diğer yanda ise önüne bir hedef konulmasından nefret eden, kendi kaderini tayin etme özgürlüğüne aşık olanlar. Bizce her iki yaklaşımın da yeri ve zamanı ayrı. Bazen sıkı dokunmuş, sinematik bir hikaye ruhumuzu doyururken; bazen de uçsuz bucaksız bir dünyada “Ben bugün ne yapmak istiyorum?” sorusunu sormanın tadı bambaşka oluyor.

Eğer siz de ikinci gruptaysanız ve açık dünya oyunlarında kendi planlarınızı yapmaktan keyif alıyorsanız, radarınıza almanız gereken harika önerilerimiz var. Bu oyunların ortak noktası, size devasa bir oyun alanı sunarken sırtınıza ağır sorumluluklar yüklememeleri. Evet, belki yapabileceğiniz görevler var ama bunları görmezden gelip oyunun asıl olayı olan “tam özgürlük” kısmına odaklanmak tamamen sizin elinizde. Peki, bu türün en iyileri ve en iyi sandbox oyunları hangileri? Gelin, listemize birlikte göz atalım.

Palworld: Görevler Çok, Ama Hedef Sizin

Pokemon tarzı yaratık toplama mekaniklerini, hayatta kalma ve üs kurma elementleriyle harmanlamak isterseniz Palworld tam size göre. Oyun hala erken erişimde olsa da, sizi benzersiz yaratıklarla dolu devasa bir dünyaya bırakıyor. Bu dünyada keşif yapmak sadece bir seçenek değil, aynı zamanda üssünüzdeki işleri otomatize edecek yetenekli “Pal”ları bulmak için bir gereklilik.

Madencilikten çiftçiliğe, yemek pişirmekten gelişmiş silahlar üretmeye kadar her şey sizin kontrolünüzde. Oyunun size sunduğu görev listesi aslında sadece bir rehber niteliğinde. Hangi boss’a ne zaman meydan okuyacağınız veya hangi Pal’ı ne amaçla kullanacağınız tamamen size kalmış. Özellikle Palworld sistem gereksinimleri dostu yapısıyla da geniş bir kitleye hitap etmeyi başarıyor.

Project Zomboid: Tek Gerçek Sizin Nasıl Öleceğiniz

Project Zomboid’in öğretici bölümü size temel bilgileri verir ve sonra sizi o devasa, acımasız dünyanın ortasında yapayalnız bırakır. Bu noktadan sonra her şeyi el yordamıyla öğrenmek zorundasınız. Oyunun başında da dendiği gibi: “Bu, sizin nasıl öldüğünüzün hikayesidir.”

Hayatta kalma sürenizi ve nasıl bir yol izleyeceğinizi tamamen siz belirlersiniz. İsterseniz ayarları kurcalayıp zombisiz, huzurlu bir çiftçilik simülasyonuna dönüştürebilir; isterseniz her köşesi tehlike dolu bir cehennemde en güvenli sığınağı inşa etmeye çalışabilirsiniz. “Project Zomboid hayatta kalma rehberi” okumak işinizi kolaylaştırabilir ama o ilk gerçek mağlubiyetin tadı her zaman başkadır. Hiçbir görev dizisi sizi bir yere yönlendirmez, her adımınız kendi seçiminizdir.

Mount & Blade 2: Bannerlord: Ana Hikayeden Sonra Dünya Sizin

Yerli gururumuz Bannerlord, aslında bu listedeki en belirgin “hedefe” sahip oyun olabilir; en azından başlangıçta. Ancak ana harekatı kendi yöntemlerinizle çözdükten sonra oyun tam bir orta çağ savaş alanına dönüşüyor. Bannerlord’da nasıl krallık kurulur? sorusunun cevabı, aslında sizin ne kadar hırslı olduğunuzda gizli.

Kendi imparatorluğunu kuran bir hükümdar mı olacaksınız, yoksa sadece birkaç köyü olan ve huzur içinde yaşayan bir bey mi? Belki de yanınıza aldığınız sadık askerlerle diyar diyar gezip kendi adaletini dağıtan bir paralı asker grubu olmayı seçersiniz. Seçenekler sınırsız ve oyun sizi asla tek bir kalıba sokmaya çalışmıyor.

RimWorld: Bir Hikaye Anlatıcısı Olarak Kaos

RimWorld, bitirmek için oynanan oyunlardan değil; oynamanın kendisinin bir amaç olduğu nadir yapımlardan. Rastgele oluşturulmuş bir gezegende küçük bir koloniyle başlıyorsunuz ve sonrası tamamen sizin hayal gücünüze (ve bazen acımasızlığınıza) kalmış. RimWorld benzeri oyunlar arasında onu zirveye taşıyan şey, sunduğu inanılmaz detaylı simülasyon yapısı.

İsterseniz koloninizi refaha ulaştırıp gezegenden kaçmaya çalışın, isterseniz de oyun dünyasının gördüğü en tuhaf ve etik dışı topluluğu kurun. RimWorld size “şunu yapmalısın” demez, sadece yaptığınız seçimlerin sonuçlarını önünüze koyar. Bu sandbox deneyimi o kadar bağımlılık yapıcı ki, bir bakmışsınız saatleriniz bir üssün kanalizasyon sistemini planlamakla geçmiş.

Factorio: Fabrika Büyümeli

Otomasyon tutkunlarının kutsal kitabı diyebileceğimiz Factorio, yabancı bir gezegende fabrika kurma üzerine kurulu bir şaheser. Nihai hedefiniz bir roket fırlatıp uzayı keşfetmek olsa da, oyun sizi buna asla zorlamıyor. Oyuncular arasındaki genel motto bellidir: “Fabrika her zaman büyümeli.”

Tehlikeli yerli yaratıklara karşı savunma hattı mı kuracaksınız, yoksa her şeyi mükemmel işleyen bir üretim bandına mı dönüştüreceksiniz? Factorio’da elinizden tutan kimse yok, sadece kaynaklar ve sizin mühendislik zekanız var.

Kenshi: Seçilmiş Kişi Değilsiniz, Hatta Hiç Kimse Değilsiniz

Kenshi, yeni oyuncular için en acımasız deneyimlerden birini sunmasıyla meşhurdur. Ancak mekanikleri kavradığınızda, karşınıza çıkan özgürlük karşısında büyülenmemek elde değil. Kenshi başlangıç ipuçları genelde şöyledir: “Dayak yemeye alışın.” Çünkü bu dünyada özel değilsiniz, seçilmiş kişi değilsiniz; sadece hayatta kalmaya çalışan birisiniz.

Oyun size bir görev vermez, bir yol çizmez. Bir hırsız, bir tüccar, bir savaş lordu veya sadece bir köle olabilirsiniz. Kenshi’nin dünyası siz orada olsanız da olmasanız da dönmeye devam eder ve bu da onu en gerçekçi sandbox deneyimlerinden biri yapar.

No Man’s Sky: Sınırsız Evren, Sınırsız Seçenek

No Man’s Sky’ın çıkışından bu yana geçirdiği değişim inanılmaz. Bugün karşımızda, oyuncuyu hiçbir şeye zorlamayan devasa bir galaksi var. İlk gezegeninizde kalıp orayı bir cennete mi dönüştüreceksiniz, yoksa evrenin en nadir kaynaklarını bulmak için galaksiden galaksiye mi koşacaksınız?

Oyunun sunduğu rehberlik sadece bir tavsiye niteliğinde. Teknoloji ağacınızı geliştirip istediğiniz her şeyi yapma özgürlüğüne sahipsiniz. “Açık dünya oyunlarında ne yapılır?” sorusunun en görkemli cevabı belki de bu oyunun sonsuz yıldız sistemlerinde gizli.

Minecraft: Sadece Siz ve Bloklar

Minecraft’ın başarısının sırrı sadeliğinde yatıyor. Sizi bomboş bir dünyaya bırakıyor ve “Hadi bakalım, ne yaparsan yap” diyor. Ne bir görev, ne bir yönlendirme… Sadece hayatta kalma içgüdüsü ve yaratıcılık.

Bazıları devasa kaleler inşa eder, bazıları karmaşık Redstone devreleriyle bilgisayar yapar, bazıları ise sadece arkadaşlarıyla maceralara atılır. Hikayesiz oyunlar sıkıcı mı? sorusuna Minecraft’ın milyarlarca saatlik izlenme ve oynanma süresi en güzel cevabı veriyor. Bu oyun tamamen oyuncuların şekillendirdiği bir ekosistem.

The Sims 3: Yaşamın Kendisi Bir Sandbox

The Sims 3 bugün biraz yaşlanmış olsa da, serinin sunduğu açık dünya hissiyatıyla hala kalbimizde özel bir yere sahip. Her mahallenin yaşayan, nefes alan bir yer olduğunu hissettiren tek Sims oyunu buydu.

Kendi karakterinizi yaratıp ona istediğiniz hayatı yaşatmak, modlarla oyunu bambaşka bir boyuta taşımak tamamen sizin elinizde. Oyun size bazen küçük hedefler fırlatsa da, günün sonunda o evde ne olacağına sadece siz karar verirsiniz. Kendi hikayenizi yazdığınız oyunlar arasında Sims serisi, her zaman en kişisel deneyimi sunanlardan biri olmaya devam edecek.

Fanzade

Fanzade

Fanzade.com

Yorum (0)