JRPG denince aklınıza ilk ne geliyor? Muhtemelen Final Fantasy serisi çoğumuzun ilk cevabı olur ama işin aslına, köklerine indiğimizde karşımıza devasa bir çınar çıkıyor: Dragon Quest. Bu seri, sadece Japon rol yapma oyunlarının büyükbabası olmakla kalmıyor, aynı zamanda geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz efsanevi mangaka Akira Toriyama’nın (huzur içinde uyusun) o eşsiz sanat tasarımıyla bizleri büyüleyen bir evren sunuyor. Renkli dünyası, unutulmaz canavarları (Slime’a selam olsun!) ve klasik kahramanlık hikayeleriyle Dragon Quest, “fantastik RPG” tanımının sözlük karşılığı gibi.

Her uzun soluklu seride olduğu gibi, Dragon Quest oyunları arasında da inişler ve çıkışlar mevcut. Bazıları bizi ekran başına kilitlerken, bazıları “acaba biraz daha mı pişseydi?” dedirtebiliyor. Hazırsanız, serinin derinliklerine dalıyor ve hangi oyunun zaman ayırmaya daha çok değdiğine, hangisinin ise sadece nostalji rüzgarı estirdiğine birlikte bakıyoruz. Listemizde özellikle son dönemde popülerleşen HD-2D remake versiyonlarını da değerlendirmeye aldık. Kemerleri bağlayın, ejderha avına çıkıyoruz!
Sıkça Sorulan Sorular: Dragon Quest Serisine Nereden Başlanmalı?
Listeye geçmeden önce, Türk oyuncularının bu seriyle ilgili en çok merak ettiği o soruyu yanıtlayalım: “Dragon Quest oyunları bağlantılı mı ve hangi sırayla oynanmalı?” Genel olarak oyunlar birbirinden bağımsız hikayelere sahip olsa da, “Erdrick Üçlemesi” (DQ 1-2-3) ve “Zenithia Üçlemesi” (DQ 4-5-6) kendi içlerinde bağlara sahip. Ancak modern bir başlangıç yapmak istiyorsanız, listemizin ilerleyen sıralarında göreceğiniz Dragon Quest 11 veya efsanevi Dragon Quest 3 HD-2D Remake harika giriş noktalarıdır.
14. Dragon Quest 10: Çevrimdışı Kalan MMO Deneyimi

Listemizin en tartışmalı üyesiyle başlıyoruz. Dragon Quest 10, serinin tek kişilik yapısını kırıp MMORPG sularına yelken açan tek oyun. Aslında kağıt üzerinde fikir oldukça yaratıcı: Oyuna karakterinizi tasarlayarak başlıyorsunuz, ancak karakteriniz ölüyor ve ruhunuz başka bir ırkın bedeninde yeniden hayat buluyor. Bir MMO için oldukça dramatik ve ilgi çekici bir giriş, değil mi?

Ancak bu oyunun listemizin sonlarında yer almasının çok geçerli bir sebebi var: Batı’ya, dolayısıyla bize hiç uğramadı. Japonya sınırları içinde kalan bu macera, 2022’de çevrimdışı (offline) bir versiyona kavuşsa da dil bariyeri büyük bir engel. Yine de serinin tutkulu hayranları, hazırladıkları çeviri yamalarıyla bu dünyayı İngilizce konuşan oyuncular için erişilebilir kılmaya çalışıyor. Hikaye olarak ana serinin diğer oyunlarının gerisinde kalsa da, MMO dinamiklerini Dragon Quest evrenine yedirmesiyle saygıyı hak ediyor.
13. Dragon Quest 2: Luminaries Of The Legendary Line

İlk oyunun başarısından sonra gelen Dragon Quest 2, tam bir “zoraki kahraman” hikayesi. Serinin ikinci oyunu olması sebebiyle mekanikleri cilalayıp parti sistemini getirmesi büyük bir adımdı. Ancak dürüst olalım, bu oyun tam bir sabır testi. Özellikle NES döneminin o acımasız zorluk seviyesini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Yaklaşık 16 saatlik bir macera sunan yapım, eski usul oyun tasarımının kurbanı olabiliyor. Eğer “retro acı çekmekten hoşlanıyorum” diyen bir oyuncu değilseniz, bu oyunun orijinal versiyonu sizi biraz yorabilir. Neyse ki modern platformlarda daha dengeli versiyonları mevcut, ancak yine de serinin en zor halkası olarak nam salmış durumda.
12. Dragon Quest (1986): Efsanenin Doğuşu

Her şeyin başladığı yer. 1986 yılında çıkan ilk Dragon Quest, bugün oynadığımız JRPG türünün temel taşlarını döşedi. Nostalji gözlüğüyle baktığımızda harika bir tarihi eser, ancak günümüz standartlarında oldukça yaşlı hissettiriyor. Tek bir karakteri yönetmek, sınırlı envanter ve basit hikaye yapısı, modern oyuncular için biraz yavan kalabilir.
Seriye yeni başlayacak arkadaşlar için ilk oyunu önermek biraz riskli. Tarihi önemini anlamak için güzel olsa da, serinin potansiyelini tam yansıtmıyor. Bizce modern oyunlarla seriye ısınıp, “bu iş nereden çıktı?” diye merak ettiğinizde dönüp bakılacak bir klasik.
11. Dragon Warrior 7 (PS1 Versiyonu)

PlayStation 1 döneminin sonlarına yetişen, devasa, hantal ama bir o kadar da derin bir oyun. Dragon Quest 7 (o zamanlar Batı’da Dragon Warrior 7 olarak biliniyordu), Final Fantasy 10 gibi görsel şölenlerin çıktığı bir dönemde, eski usul grafikleriyle piyasaya sürülmüştü. Ancak asıl mesele grafikleri değil, içeriğinin akıl almaz büyüklüğüydü.
Bu oyun, sabrı olan oyuncular için 100 saati aşan bir macera vaat ediyordu. Ancak bu sürenin büyük bir kısmı bitmek bilmeyen rastgele savaşlarla (random encounters) geçiyor. Tam bir hardcore JRPG deneyimi arayanlar için bir cennet, ancak hızlı tüketilen oyunlara alışkın yeni nesil için biraz korkutucu olabilir.
10. Dragon Quest 3: The Seeds Of Salvation

İşte serinin kırılma noktası. Dragon Quest 3, sadece serinin değil, tüm RPG türünün en yenilikçi işlerinden biriydi. 1988 yılında gece-gündüz döngüsünü oyuna ekleyerek dünyayı yaşayan bir yere dönüştürmeleri, o dönem için devrim niteliğindeydi. İlk iki oyunun açık dünya mantığını alıp üzerine koyan yapım, “epik macera” hissini tam anlamıyla yaşatıyor.
Günümüzde bu klasiğin HD-2D Remake versiyonuyla yeniden hayat bulması, onu tekrar gündeme taşıdı. Eğer eski grafikler gözünüzü yoruyorsa, modern makyajlanmış haliyle bu efsaneyi deneyimlemek, serinin neden bu kadar sevildiğini anlamanız için harika bir fırsat.
9. Dragon Quest 6: Realms Of Revelation

Genellikle gözden kaçan ama aslında müthiş bir derinliğe sahip olan Dragon Quest 6, rüya ve gerçeklik arasında gidip gelen hikayesiyle bizi karşılıyor. Kahramanımız bir kabustan uyanıyor ve kendini dünyayı tehdit eden bilinmez bir kötülüğün peşinde buluyor. Oyunun en güçlü yanı, bu iki dünya (Rüya ve Gerçek) arasındaki geçişleri oynanış mekaniği olarak mükemmel kullanması.

Ayrıca DQ6’nın sınıf (job) sistemi, oyuncuya özgürlük tanıyan yapısıyla öne çıkıyor. Karakterinizi istediğiniz gibi şekillendirebiliyor, yeteneklerini koruyarak sınıf değiştirebiliyorsunuz. Bu da o meşhur “grind” (seviye kasma) sürecini sıkıcı olmaktan çıkarıp eğlenceli bir hale getiriyor. DS için yapılan remake versiyonu, özellikle çift ekran kullanımı ve harita kolaylığıyla bu oyunu deneyimlemek için en iyi yol.
8. Dragon Quest 7: Fragments Of The Forgotten Past (3DS Remake)

Az önce PS1 versiyonunun ne kadar hantal olduğundan bahsetmiştik ya? İşte bu 3DS remake’i, o hantallığı alıp çöpe atıyor ve ortaya muazzam bir iş çıkarıyor. Dragon Quest 7‘nin bu versiyonu, serinin en uzun soluklu hikayesini taşınabilir ve akıcı bir hale getiriyor.
En büyük iyileştirme, o can sıkıcı rastgele savaşların kaldırılıp, düşmanların haritada görünür hale getirilmesi. Görsel olarak da çağ atlayan oyun, renkli dünyası ve geliştirilmiş karakter modelleriyle göz dolduruyor. Hikaye hala çok uzun ve yan görevlerle dolu, ancak artık akış çok daha keyifli. Nintendo 3DS sahibiyseniz, kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken bir cevher.
7. Dragon Quest 4: Chapters Of The Chosen

Hikaye anlatımı konusunda serinin en cesur adımı şüphesiz Dragon Quest 4‘tür. Oyun, ana kahramana odaklanmak yerine hikayeyi beş farklı bölüme ayırıyor. Her bölümde farklı yan karakterlerin hayatına konuk oluyor, onların motivasyonlarını ve geçmişlerini öğreniyoruz. Bu, finalde tüm ekip bir araya geldiğinde oyuncunun her bir karaktere derin bir bağ hissetmesini sağlıyor.
Bugün Octopath Traveler gibi oyunlarda gördüğümüz o parçalı hikaye anlatımının atası diyebiliriz. Karakter gelişimine verdiği bu önem ve farklı lehçelerin kullanıldığı başarılı yerelleştirmesi (localization), DQ4’ü serinin en özel oyunlarından biri yapıyor.
6. Dragon Quest 9: Sentinels Of The Starry Skies

Nintendo DS döneminin yıldızlarından Dragon Quest 9, seriye çok önemli bir özellik ekledi: Co-op (eşli oyun) desteği. Kanatlarını kaybeden bir meleğin, insanlara yardım ederek tekrar göklere dönmeye çalışmasını konu alan hikayesi oldukça naif ve sürükleyici.

Çok oyunculu modun bazı teknik kısıtlamaları olsa da (eşyaların sadece kurucuya gitmesi gibi), arkadaşlarınızla zindan temizlemek büyük bir keyif. Ayrıca oyunun görsel tarzı ve karakter özelleştirme seçenekleri, DS’in sınırlarını zorlayan cinstendi. Tek kişilik modda bile sunduğu içerik bolluğu ve hızlı ilerleyen yapısıyla, el konsollarının en iyi JRPG’lerinden biri olarak tarihe geçti.
5. Dragon Quest 1 & 2 HD-2D Remake

Ve geldik modern zamanların nimetlerine. Dragon Quest 1 & 2 HD-2D Remake, serinin ilk iki oyununu günümüz teknolojisiyle harmanlayarak bize sunan bir paket. Dürüst olalım, DQ3 Remake genel olarak daha üstün bir oyun olabilir ama bu paket, oynanması zor olan ilk iki oyunu “oynanabilir” ve hatta “keyifli” kılmasıyla listemizde üst sıralara yerleşiyor.
Özellikle orijinal haliyle saç baş yolduran Dragon Quest 2, bu remake ile adeta yeniden doğmuş. Savaş dinamikleri modernleştirilmiş, görsellik o muazzam HD-2D stiliyle göz kamaştırıcı hale gelmiş. Eğer serinin köklerini merak ediyor ama eski grafiklere katlanamıyorsanız, bu paket tam size göre. Ancak seriye sıfırdan girecek birine hala DQ11’i öneririz; bu paket daha çok tarih dersini keyifle işlemek isteyenler için ideal.
4- Dragon Quest 5: Hand Of The Heavenly Bride
Nesiller Boyu Süren, Duygu Yüklü Bir Destan

Dragon Quest 5, sadece serinin değil, tüm zamanların en iyi RPG’lerinden biri olabilir. Serinin diğer oyunları hikaye anlatımında bazen vites düşürse de, DQ5 sunduğu muazzam senaryo ile işleri bambaşka bir boyuta taşıyor. Oyun boyunca “kehanetteki seçilmiş kişi” olduğunuzu ve büyük kötüyü devireceğinizi sanıyorsunuz ama karşınıza çıkan hikaye çok daha derin. Nesiller boyu devam eden bu epik macera, oyuncuyu başından sonuna kadar ekran başına kilitlemeyi başarıyor.
Gereksiz karmaşadan uzak, anlaması kolay ama bir o kadar da sürükleyici bir anlatısı var. Nesillerdir kadınları ve çocukları kaçıran karanlık bir güce karşı; sevgi, kayıp ve aile bağları üzerine kurulu bu yolculuk, kalbinize dokunacak cinsten.
3- Dragon Quest 3 HD-2D
Efsanenin En Görkemli ve Modern Hali

Dragon Quest 3 HD-2D remake, hiç şüphesiz bu klasiği deneyimlemenin en kusursuz yolu. Bir yandan o eski JRPG ruhunu damarlarınızda hissettirirken, diğer yandan modern dokunuşlarla parlıyor. DQ3’ün hikayesi kendini kanıtlamış bir formülü izliyor; zengin lore’u, unutulmaz NPC’leri ve remake ile gelen seslendirilmiş sahneleriyle sizi dünyasına kolayca çekiyor.
Görsel kalite tek kelimeyle büyüleyici! Eğer daha önce Octopath Traveler serisini veya Star Ocean Second Story Remake’i sevdiyseniz, sizi nasıl bir görsel şölenin beklediğini biliyorsunuzdur. Ancak burada soundtrack için ayrı bir parantez açmak lazım. Muazzam orkestral müzikler, siz o harika tasarlanmış kasabalarda gezerken veya savaşırken sizi atmosferin tam içine bırakıyor. Klasik Dragon Quest ruhu tam olarak bu!
2- Dragon Quest 8: Journey Of The Cursed King
Eskimeyen Bir PS2 Klasik Başyapıtı

Dragon Quest serisi Japonya’da tam bir kültürel fenomen olsa da, dünya çapındaki kitlelere asıl ulaşması Dragon Quest 8 ile oldu. Serinin her ana oyunu JRPG severlere bir şeyler sunar ancak sekizinci oyun, çıtayı bambaşka bir seviyeye taşıyarak seriyi yepyeni bir nesille tanıştırdı.
PlayStation 2’nin yıldızlarından olan DQ8; harika grafikleri ve keşfedilmeyi bekleyen devasa dünyasıyla bugün bile taş gibi duruyor. Lanetli kralı ve prensesi (biri kurbağamsı bir trolle, diğeri ise bir ata dönüşmüş durumda!) kurtarmak için kötü palyaço Dhoulmagus’un peşine düştüğünüz bu macera, serinin en sevilen halkalarından biri olmaya devam ediyor.
1 – Dragon Quest 11 S: Echoes Of An Elusive Age – Definitive Edition

Modern Bir Klasik ve Serinin Zirve Noktası
Serinin en yeni numaralı üyesi olan Dragon Quest 11, bayrağı gururla taşıyor. Ağızları açık bırakan grafikler, şapşal ama ikonik düşman tasarımları ve her biri ayrı bir dünya olan karakterler… Üstelik orkestral müzikleri ve nostalji severler için 16-bitlik 2D moduyla gelen “Definitive Edition” sürümü, DQ11’i bu neslin en iyi JRPG’lerinden biri yapıyor.
DQ11, bir hayranın seriden beklediği her şeyi ve çok daha fazlasını sunuyor; yapılacaklar listesi adeta sonsuz! Hikaye türü yeniden keşfetmiyor belki ama karakter gelişimleri ve o tıkır tıkır işleyen temposuyla kendisini çok sevdiriyor. Geleneksel sıra tabanlı savaş sistemi ve sürprizlerle dolu dünyasıyla tam bir “göz banyosu”. Eğer bu dünyayı sevdiyseniz, Erik ve Mia’nın çocukluğuna odaklanan Dragon Quest: Treasures’a da mutlaka göz atmalısınız.


Yorum (0)