Anime dünyasında bazı yapımlar vardır ki sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, kendi kültürünü, modasını ve hatta mizahını yaratır. Hirohiko Araki’nin 1987 yılında temellerini attığı JoJo’s Bizarre Adventure, tam olarak böyle bir efsane. Nesiller boyu süren Joestar ailesinin kan davasını konu alan bu epik destan, gotik vampir hikayelerinden İtalya’nın mafya sokaklarına, hatta Amerika’nın uçsuz bucaksız çöllerindeki at yarışlarına kadar uzanan devasa bir yelpazeye sahip. Her bir “Part” ile kendini yeniden bulan, tarzını değiştiren ama o kendine has ruhunu asla kaybetmeyen bu seride, kuşkusuz en çok tartıştığımız konu hangi JoJo’nun daha etkileyici olduğu.
Kimisi asaletiyle, kimisi zekasıyla, kimisi de “yok artık” dedirten karizmasıyla listemizde kendine yer buluyor.
7. Jonathan Joestar: Her Şeyi Başlatan Centilmen

Listenin başında, aslında her şeyin başladığı noktada Jonathan Joestar bulunuyor. Belki sonraki nesiller kadar renkli bir Stand yeteneğine veya modern bir espri anlayışına sahip değil ama Joestar mirasının temel taşını o döşedi. Phantom Blood’ın o kasvetli ve gotik atmosferinde, üvey kardeşi Dio Brando’nun ihanetine karşı sergilediği sarsılmaz duruş, onu gerçek bir kahraman yapıyor. Jonathan, adaleti ve centilmenliği her şeyin önüne koyan, trajik ama bir o kadar da onurlu bir figür. Onun fedakarlığı olmasaydı, bugün konuştuğumuz o muazzam evrenin kapıları hiç açılmayabilirdi.
6. Josuke Higashikata: Mahallemizin Kahramanı

Diamond is Unbreakable ile tanıştığımız Josuke, önceki kahramanların o “dünyayı kurtaran ağır abi” imajından sıyrılıp çok daha samimi bir portre çiziyor. Morioh kasabasının sokaklarında arkadaşlarıyla vakit geçiren, saçına laf edildiğinde dünyayı dar eden bu genç adam, bizden biri gibi hissettiriyor. Stand’i Crazy Diamond’ın sadece yıkmak değil, onarmak ve iyileştirmek üzerine kurulu olması, Josuke’nin karakterindeki o şefkatli ama kararlı yapıyı harika özetliyor. Yoshikage Kira gibi korkutucu bir düşmana karşı verdiği mücadelede sergilediği zeka dolu hamleler, onu listenin en sevilen isimlerinden biri yapıyor.
5. Johnny Joestar: Kusurlu Bir Kahramanın Yükselişi

Steel Ball Run ile serinin evreni bambaşka bir boyuta taşınırken, karşımıza çıkan Johnny Joestar da alışık olduğumuz kahraman kalıplarını yerle bir ediyor. Eski bir jokey olan ve bacaklarını kaybeden Johnny, aslında oldukça bencil ve içsel çatışmalarla dolu bir karakter olarak yolculuğuna başlıyor. Onu özel kılan şey ise bu “kusurlu” hali. Kutsal Emanet parçalarının peşindeki bu amansız yarışta, Johnny’nin hem fiziksel hem de ruhsal olarak evrim geçirmesine şahit oluyoruz. Tusk adlı Stand’inin gelişimi, aslında Johnny’nin olgunlaşma sürecinin bir yansıması. O, kusursuz bir kahraman değil; hatalarından ders çıkaran, gerçekçi ve derinliği olan bir figür.
4. Jolyne Cujoh: Parmaklıklar Ardındaki İrade

Serinin ilk ve tek kadın ana karakteri olan Jolyne, Stone Ocean’da babası Jotaro’nun mirasını devralırken kendi efsanesini de yazıyor. Haksız yere hapse atılan asi bir genç kızdan, dünyayı Pucci’nin planlarından kurtarmaya çalışan bir savaşçıya dönüşmesi, JoJo tarihinin en güçlü karakter gelişimlerinden biri. Stand’i Stone Free’yi vücudunu ipliğe dönüştürerek kullanma biçimi, yaratıcılığın zirve yaptığı anları bize yaşatıyor. Jolyne, hem duygusal kırılganlığı hem de babasından miras kalan o sarsılmaz iradesiyle, serinin en cesur karakterleri arasında dimdik duruyor.
3. Joseph Joestar: Zeka ve Eğlencenin Zirvesi

Eğer “JoJo izlerken en çok kiminle eğlendik?” diye sorarsanız, cevap bellidir: Joseph Joestar. Battle Tendency’nin yıldızı, asalet peşinde koşmak yerine düşmanlarını zekasıyla, hileleriyle ve o meşhur “Sıradaki cümlen şu olacak!” repliğiyle alt etmeyi seviyor. Kars ve Sütun Adamlar gibi yarı tanrısal varlıklara karşı kaba kuvvetle değil, tamamen öngörülemez stratejilerle savaşması onu eşsiz kılıyor. Yaşlandığında bile Stardust Crusaders’ta o muzip ruhunu koruması, Joseph’i serinin en ikonik ve en çok özlenen yüzlerinden biri haline getirdi.
2. Jotaro Kujo: Karizmanın Tanımı

Geniş omuzları, şapkasıyla birleşmiş saçları ve o meşhur “Yare Yare Daze” çıkışıyla Jotaro Kujo, sadece JoJo’nun değil, tüm anime dünyasının en büyük ikonlarından biri. Stardust Crusaders ile Stand sistemini hayatımıza sokan Jotaro, Star Platinum’un saf gücü ve hızıyla rakiplerine korku salıyor. Dışarıdan bakıldığında duygusuz ve sert görünse de, ailesi ve dostları için her şeyi göze alabilen o derin sorumluluk duygusu onu özel kılıyor. Dio ile olan nihai hesaplaşması, popüler kültür tarihine altın harflerle kazınmış durumda.
1. Giorno Giovanna: Altın Bir Rüyanın Peşinde

Listenin zirvesinde, hem Dio’nun hem de Jonathan Joestar’ın kanını taşıyan, Golden Wind’in parlayan yıldızı Giorno Giovanna var. Giorno, bir “Gang-star” olma hayaliyle yola çıkarken, serinin en ağırbaşlı ve stratejik liderlerinden birine dönüşüyor. Stand’i Gold Experience’ın yaşam verme yeteneği ve sonrasında ulaştığı Requiem formu, onu evrenin en güçlü varlıklarından biri yapıyor. Giorno’nun adaleti sağlama biçimi, sessiz ama derinden gelen otoritesi ve kaderi değiştirme arzusu, onu bizim gözümüzde bir numaralı JoJo yapıyor.
JoJo Dünyasına Dair Sıkça Sorulan Sorular
JoJo evrenine yeni adım atacakların veya kafası karışanların en çok sorduğu soruları sizler için yanıtladık:
JoJo izlemeye hangi parttan başlanmalı?
Her ne kadar bazı partlar daha popüler olsa da, hikayenin derinliğini ve karakterlerin bağlarını anlamak için mutlaka 1. Part olan Phantom Blood’dan başlanmalıdır. Serinin kronolojik sırasını takip etmek, Joestar mirasını tam anlamıyla kavramınızı sağlar.
JoJo neden bu kadar popüler?
JoJo’nun popülaritesi, Hirohiko Araki’nin benzersiz sanat tarzı, moda dünyasından esinlenen karakter tasarımları, akıl dolu Stand savaşları ve internet kültüründe fenomen haline gelen “meme” potansiyelinden kaynaklanıyor. Her yaş grubuna hitap eden farklı türleri (korku, macera, dedektiflik) tek potada eritmesi onu özel kılıyor.
JoJo’nun en güçlü karakteri kim?
Bu konu hayranlar arasında hep tartışılır ancak Giorno Giovanna’nın Gold Experience Requiem Stand’i, gerçekliği manipüle etme ve her türlü saldırıyı “sıfıra indirme” yeteneğiyle genellikle serinin en güçlüsü olarak kabul edilir. Elbette Star Platinum’un zaman durdurma yeteneğini de yabana atmamak gerekir.
Peki, sizin favori JoJo’nuz hangisi? Giorno’nun asaletini mi yoksa Joseph’in kurnazlığını mı tercih ediyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!


Yorum (0)