Ödül sezonunun o kendine has, tatlı telaşı yine kapımızı çaldı ve 2026 Altın Küre ödülleriyle birlikte sinema dünyasında kartlar yeniden dağıtıldı. Her yıl “Oscarların habercisi” olarak nitelendirdiğimiz bu görkemli gecede, bu kez rekabetin en sert geçtiği kulvarlardan biri hiç kuşkusuz Drama dalında En İyi Kadın Oyuncu kategorisiydi. Gecenin sonunda sahneye çıkan isim, Hamnet filmindeki yürek burkan performansıyla Jessie Buckley oldu. Bu zafer, sadece bir ödül takdimi değil, aynı zamanda Buckley’nin son yıllarda tırnaklarıyla kazıyarak inşa ettiği kariyerinin en parlak zirvelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Devlerin Yarıştığı Bir Kategori: Neden Bu Kadar Zordu?
Bu yılki aday listesine baktığımızda, jürinin işinin ne kadar zor olduğunu anlamak pek de güç değil. Karşımızda sadece popüler isimler değil, her biri filmini tek başına sırtlayan, izleyiciyi adeta koltuğuna çivileyen performanslar vardı. Die My Love ile Jennifer Lawrence’ın o patlamaya hazır, duygusal olarak çıplak performansı ya da After the Hunt filminde ahlaki ikilemler arasında gidip gelen Julia Roberts, kategorinin ağırlığını artırıyordu.
Bunun yanında Sorry, Baby ile Eva Victor, Sentimental Value ile Renate Reinsve ve Hedda ile Tessa Thompson gibi isimlerin her biri, sezon boyunca farklı eleştirmen gruplarının favorisi olmayı başarmıştı. Ancak Jessie Buckley, Hamnet filminde sergilediği o sessiz ama derinden gelen yıkımı öyle bir ustalıkla işledi ki, ödülü kucaklaması bizler için sürpriz olsa da kesinlikle hak edilmiş bir sonuç oldu.
İnsanlar Bunları da Sordu: Hamnet Filmi Konusu Nedir?
Ödül töreninin ardından pek çok sinemaseverin aklındaki o soru belirdi: “Hamnet filmi neyi anlatıyor?” Maggie O’Farrell’ın çok satan romanından uyarlanan film, aslında edebiyat dünyasının en büyük ismi William Shakespeare’in gölgesinde kalmış, trajik bir aile hikayesine odaklanıyor. Film, Shakespeare’in genç yaşta hayatını kaybeden oğlu Hamnet’in ölümüyle sarsılan bir ailenin, özellikle de annesi Agnes’in (filmde Jessie Buckley canlandırıyor) yas sürecini ve bu acının nasıl ölümsüz bir esere, yani Hamlet’e dönüştüğünü anlatıyor. Buckley’nin buradaki performansı, yasın sadece ağlamaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir direnç ve sessiz bir kabulleniş olduğunu bizlere kanıtlıyor.
Jessie Buckley Kimdir ve Bu Zafer Oscar Yolunu Nasıl Etkiler?
İrlanda asıllı Jessie Buckley, aslında uzun zamandır radarımızda olan bir isim. I’m Thinking of Ending Things, The Lost Daughter ve Men gibi yapımlarla ne kadar “tehlikeli” bir yetenek olduğunu zaten göstermişti. Ancak Altın Küre zaferi, onu artık “yükselen yıldız” kategorisinden çıkarıp “sektörün devleri” arasına yerleştiriyor.
Peki, 2026 Altın Küre En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmak Oscar yolunda ne anlama geliyor? Sektörün nabzını tutanlar bilir ki, Altın Küre her zaman Oscar ile birebir eşleşmez ancak muazzam bir görünürlük sağlar. Buckley şu an o ivmeyi arkasına almış durumda. Akademi üyelerinin oy verme sürecine girdiği bu kritik dönemde, televizyon başında milyonların izlediği o zafer konuşması ve filmin yarattığı duygusal etki, onu Oscar yarışında da bir adım öne taşıyor.
Bizce bu yıl drama dalında izlediğimiz en dürüst performanslardan biri kesinlikle Buckley’e aitti. Tiyatrovari abartılardan uzak, izleyiciyle doğrudan bağ kuran ve karakterin iç dünyasındaki karmaşayı yüzündeki en ufak bir seğirmeyle bile anlatabilen bir oyunculuk izledik. Bakalım ödül sezonunun geri kalanı, bu sessiz devrimin kahramanına başka neler getirecek?








Yorum (0)