Furiosa: A Mad Max Saga – İyi Niyetli Ama Gereksiz Bir Geri Dönüş

Furiosa: A Mad Max Saga – İyi Niyetli Ama Gereksiz Bir Geri Dönüş

Oğuz Kaan Bekar tarafından ·
Ocak 14, 2026

Furiosa: A Mad Max Saga, benim için tek bir cümleyle özetlenebilecek bir deneyim: “İyi niyetli ama gereksiz.” Furiosa’yı tekrar beyaz perdede görmek güzel, George Miller’ın yarattığı o kaotik evrene geri dönmek kesinlikle keyifli; ancak filmi izlerken zihnimde sürekli aynı soru yankılandı: “Ben bunu neden izliyorum?”

Film, izleyiciye yepyeni bir macera sunmaktan ziyade, zaten bildiğimiz ve sevdiğimiz bir efsanenin çok uzun bir önsözü gibi hissettiriyor.

Fury Road’un 5 Dakika Öncesi ve 2 Metre Yanı

Asıl problem tam da hikayenin konumlandığı yerde başlıyor. Bu film, Fury Road’un ne tam anlamıyla öncesi ne de bağımsız bir sonrası. Adeta Fury Road’un 5 dakika öncesi ile 2 metre yan koridorunda geçen olayları anlatıyor. Evren genişlemiyor, sadece var olan sınırlar içinde detaylandırılıyor.

Oysa Fury Road, detay istemeyen, hatta detaydan bilinçli olarak kaçan bir başyapıttı. O filmin gücü, bıraktığı boşluklardaydı. Furiosa ise bu boşlukları doldurma çabasıyla, bana göre evrene pek bir katma değer sağlayamıyor.

“Rogue One” Sendromu: Gizemin Büyüsü Bozulunca

Filmdeki hissi tarif etmek için Rogue One benzetmesi oldukça yerinde. Orada da benzer bir duygu hakimdi: “Evet, bu olayların yaşandığını biliyorduk, tamam… ama detaylarını görmesek de olurdu.” Furiosa da aynı tuzağa düşüyor.

Fury Road’u izlerken Furiosa’nın geçmişini merak ediyordum ama bilmek istemiyordum. Karakterin ağırlığı ve karizması, biraz da o anlatılmayan, izleyicinin hayal gücüne bırakılan karanlık geçmişinden geliyordu. Bu filmde o gizem perdesi tamamen kalkıyor ve neredeyse her şey çözülüyor. Sonuç? Tatmin edici olabilir ama şart mıydı? Kesinlikle değildi.

George Miller’ın Dünyası ve Ritim Problemi

Filmin teknik yönüne diyecek söz yok. Worldbuilding (dünya inşası) yine çok güçlü. Çöl yine o bildiğimiz acımasız çöl. Gruplar, çeteler, mikro iktidarlar ve wasteland ekonomisi tıkır tıkır işliyor. George Miller, bu dünyanın dilini en iyi konuşan kişi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Ancak iki film arasında hayati bir fark var: Fury Road’da bu dünya hareketin içinde, aksiyon durmaksızın devam ederken anlatılıyordu. Burada ise film durup durup bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Bu duraksamalar, filmin ritmini öldürüyor.

Bu durum bizi 2,5 saatlik süre meselesine getiriyor. Bu hikâye, 90–100 dakikalık, çok daha sıkı ve vurucu bir film olabilirdi. Ancak uzadıkça uzuyor, olaylar kendini tekrar ediyor ve “Tamam, artık anladım” dediğim anlar çoğalıyor. Bir noktadan sonra filmi izlemeyi bırakıp, ona katlanmaya başladım. Bu, Mad Max evreninin doğasına çok ters bir his.

mad max furiosa

Anya Taylor-Joy ve Karakterin Dönüşümü

Başrol performansına gelirsek; Anya Taylor-Joy kötü değil, hatta yer yer oldukça iyi iş çıkarıyor. Ancak Charlize Theron’un Fury Road’daki Furiosa’sının ağırlığı bambaşka bir seviyedeydi.

Burada karakter daha genç ve henüz şekillenmemiş. Ancak film, bu dönüşümü dramatik açıdan yeterince sert veremiyor. Travmalar var ama keskin değil; acı var ama tokat gibi çarpmıyor. Bu yüzden Furiosa’nın Fury Road’daki haline bağlanmak zihinsel olarak mümkün olsa da, duygusal olarak eksik kalıyor.

Sonuç: Gerek Var mıydı?

En temel soruya dönersek: Bu filme gerek var mıydı? Bence yok. Fury Road, Furiosa’yı tanımlamak için tek başına yeterliydi. Onun kim olduğu, ne istediği, neden bu kadar sertleştiği ve neyi kaybettiği zaten o filmin dokusunda hissediliyordu. Bu yeni yapım, o hissi güçlendirmiyor; sadece açıklıyor. Ve bazı evrenlerde her şeyi açıklamak, büyüyü bozar.

Özetle Furiosa:

  • Furiosa’yı tekrar görmek ve evrene dönmek keyifli.
  • Teknik işçilik ve atmosfer yaratımı hala çok sağlam.
  • ANCAK; yeni bir macera hissi yok ve süre gereksiz uzun.
  • Fury Road’un bıraktığı etkiyi büyütmek yerine sadece açıklama getiriyor.

Benim için Furiosa, sinema tarihinin “en iyi çekilmiş dipnotlarından” biri. Fury Road kendi başına ayakta durmayı seçen bir anıttı; bu film ise o anıtın altına sonradan eklenmiş fazladan bir kolon gibi. O kolonları izlerken açıkçası biraz sıkıldım.

Oğuz Kaan Bekar

Oğuz Kaan Bekar

Ben BraveStrike liseliyim ve bass gitaristim.Geek kültürü, sinema ve RPG'ler hakkında yazıyorum. Filmlerin, oyunların ve çizgi romanların ardındaki derin alt metinleri keşfediyorum.

Yorum (0)