Oyun dünyasında bitmek bilmeyen, forumları ve sosyal medyayı birbirine katan o meşhur tartışmayı hepimiz biliyoruz: “Abi bu hiç gerçekçi değil!”
Bir tarafta Assassin’s Creed Shadows’un tarihsel detaylarını büyüteçle inceleyenler, diğer tarafta Kratos’un devasa yaratıklarla dövüşürken fizik kurallarını hiçe saymasını dert edenler… Ancak Fallout’un babalarından biri olan efsanevi isim Tim Cain, bu tartışmaya noktayı koyacak cinsten bir perspektif getiriyor. Cain’e göre, oyuncuların “gerçekçi değil” diyerek eleştirdiği durumların çoğu aslında gerçekçilikle değil, oyunun kendi içindeki tutarlılığıyla ilgili.
Gerçekçilik mi, Kendi Kurallarına Sadık Kalmak mı?
Tim Cain, kendi YouTube kanalında paylaştığı videoda hem oyuncuların hem de geliştiricilerin sıkça düştüğü bir hatanın altını çiziyor. Bir oyunda ejderhalar uçuyor, insanlar ellerinden ateş topları çıkarıyorsa, zaten orada bizim dünyamızın fizik kurallarını beklemek pek mantıklı değil. Ancak o dünyanın kendi içinde belirlediği, oyuncuya en başta kabul ettirdiği kurallar vardır. İşte biz oyuncular, aslında bu kuralların çiğnenmesine tepki gösteriyoruz.
Oyunlarda lore nedir diye merak edenler için durumu şöyle özetleyebiliriz: Lore, bir oyun evreninin geçmişi, kuralları, mitolojisi ve mantık çerçevesidir. Cain, “Gerçekçilik, gerçek dünyayı taklit etmektir; tutarlılık ise kendi dünyanız için koyduğunuz kuralları asla bozmamanızdır,” diyor. Geliştiricilerin, bir mantık hatası veya tasarım kusuru eleştirildiğinde “E bu bir oyun, gerçekçi olmak zorunda değiliz” diyerek işin içinden çıkmaya çalışmasını ise büyük bir problem olarak görüyor.

Bir Oyunun Dünyası Neden Tutarlı Olmalı?
Peki, bir oyun dünyasını bizim için “inanılır” kılan şey nedir? Tim Cain bu noktada, RPG dünyasının kült yapımlarından Arcanum’u geliştirirken koydukları bir kuralı örnek veriyor. Leonard Boyarsky ve Jason Anderson ile birlikte en başta şu kararı almışlar: “Büyü ve teknoloji bir arada var olamaz.” Çünkü büyü doğa kanunlarını bükerken, teknoloji bu kanunları kullanır. Eğer çok güçlü bir büyücü bir teknoloji dükkanına girerse, dükkandaki makineler bozulmaya başlar.
Bu, oyunun kendi içinde koyduğu bir kuraldır ve bu kurala sadık kalındığı sürece oyuncu o dünyaya “inanmaya” devam eder. Eğer bir noktada hiçbir açıklama yapmadan bu kuralı bozarsanız, oyuncunun oyunla kurduğu bağ kopar. Video oyunlarında gerçekçilik mi önemli yoksa eğlence mi sorusunun cevabı da burada yatıyor; eğlence, oyuncu o dünyanın mantığına ikna olduğu sürece kesintisiz devam eder.
NPC’lerin Yalan Söylemesi Lore Hatası mıdır?
Cain, bazen oyuncuların lore tutarlılığını yanlış yorumladığını da hatırlatıyor. Eğer bir karakter (NPC) size yanlış bir bilgi veriyorsa veya düpedüz yalan söylüyorsa, bu oyunun dünyasının tutarsız olduğu anlamına gelmez. Aksine, o dünyanın ne kadar canlı olduğunu gösterir. “Bir karakter size mağaradaki bir ayının aslında ateş püskürten bir ejderha olduğunu söylüyorsa, bu oyunun bir hatası değil; o karakterin korkusu, bilgisizliği veya bir ajandası olmasıdır,” diyor Cain. Yani her söylenenin mutlak doğru olmadığı bir evren, aslında kendi içinde çok daha tutarlı ve derinlikli hissettirir.

Tim Cain Kimdir ve Neden Onu Dinlemeliyiz?
Fallout’un yaratıcısı kim dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Tim Cain, sadece Fallout değil, Arcanum ve The Outer Worlds gibi türünün en iyi örnekleri olan yapımlarda imzası olan bir vizyoner. Onun bu konudaki uyarıları, hem biz oyuncular hem de oyun dünyasına girmek isteyen tasarımcılar için ders niteliğinde. Cain, oyunlarda her şeyi açık etmenin de bir hata olduğunu savunuyor. Bazı gizemlerin kalması, oyuncuların bir sonraki adımı merak etmesini sağlar. “Eğer her şeyi anlatırsanız, oyuncuların hayal kuracak alanı kalmaz,” diyerek merak unsurunun önemini vurguluyor.
Sonuç olarak, bizler aslında “gerçekçilik” peşinde koşmuyoruz. Sadece içine daldığımız o fantastik evrenin bize verdiği sözleri tutmasını, kendi kuralları içinde dürüst kalmasını bekliyoruz. Bir oyunda büyü olması bizi rahatsız etmez ama o büyünün neden bazen çalışıp bazen çalışmadığının mantıklı bir açıklaması yoksa, işte o zaman klavyeye sarılıp “Bu hiç gerçekçi değil!” diye isyan ediyoruz.


Yorum (0)