Fantastik edebiyat tutkunları olarak son yıllarda tam anlamıyla bir “altın çağ” yaşıyoruz. Orta Dünya’dan Westeros’a, oradan Zaman Çarkı’nın uçsuz bucaksız topraklarına kadar çocukluğumuzun ve gençliğimizin en büyük hayalleri birer birer ekrana taşınıyor. Hatta Brandon Sanderson’ın devasa Cosmere evreninin de beyaz perdeye göz kırptığı şu günlerde, uyarlanmamış ikonik dünya neredeyse kalmadı gibi hissediyoruz. Ancak tüm bu kalabalığın içinde, türün en ağır toplarından biri olan, derinliğiyle dudak uçuklatan öyle bir evren var ki, yapımcıların ona neden hala dokunmadığı büyük bir merak konusu: Malazan İmparatorluğu.
Steven Erikson ve Ian C. Esslemont ikilisinin kaleminden çıkan bu devasa külliyat, sadece bir kitap serisi değil; adeta kendi kuralları, binlerce yıllık tarihi ve karmaşık büyü sistemleriyle yaşayan bir organizma.

Bugüne kadar pek çok yapım “Yeni Game of Thrones” etiketiyle karşımıza çıktı ama çoğu bu iddialı tanımın altında ezilip gitti. Oysa Malazan, karanlık atmosferi, politik entrikaları ve epik ölçeğiyle bu tahtın en doğal, hatta belki de tek gerçek varisi konumunda.
Malazan Serisi Konusu Nedir? Neden Bu Kadar Özel?
Pek çok okur için Malazan Yitikler Kitabı (Malazan Book of the Fallen), fantastik edebiyatın zirve noktalarından biri kabul ediliyor. Peki, Malazan serisi konusu nedir ve onu diğerlerinden ayıran ne? Hikaye, sadece bir kahramanın yolculuğunu değil, koca bir imparatorluğun, tanrıların, kadim ırkların ve sıradan askerlerin iç içe geçmiş kaderlerini anlatıyor. Erikson’un bir antropolog ve arkeolog olması, yarattığı dünyanın “yaşanmışlık” hissine inanılmaz bir katkı sağlıyor. George R.R. Martin’in Buz ve Ateşin Şarkısı serisinde gördüğümüz o gri karakterler ve acımasız dünya, Malazan’da çok daha geniş bir ölçekte karşımıza çıkıyor.
Bu evrende iyi ve kötünün net sınırları yok; sadece çıkarlar, kadim intikamlar ve hayatta kalma mücadelesi veren ordular var. Malazan İmparatorluğu’nun disiplinli askerlerinden, gölgelerde dans eden suikastçılara ve gökyüzünden dünyayı izleyen tanrılara kadar her karakterin hikayesi, devasa bir yapbozun parçası gibi birbirine eklemleniyor.

Bu denli detaylı bir dünya inşası, haliyle sadık ve geniş bir hayran kitlesini de beraberinde getiriyor.
Malazan Dizisi Ne Zaman Çıkacak? Hollywood Neden Bekliyor?
Türün meraklıları sık sık “Malazan dizisi ne zaman çıkacak?” ya da “Böyle bir şaheser neden hala filme çekilmedi?” diye soruyor. Aslında cevap, serinin kendi görkeminde gizli. Malazan’ı uyarlamak, herhangi bir fantastik seriyi uyarlamaktan çok daha büyük bir risk ve bütçe gerektiriyor. Hikayenin karmaşıklığı, karakter sayısının fazlalığı ve her an her yerde karşımıza çıkabilen yüksek dozda büyü kullanımı, yapımcıları korkutuyor olabilir. Ancak Mistborn ve The Stormlight Archive gibi projelerin konuşulduğu bir dönemde, Hollywood’un bu cevheri daha fazla görmezden gelmesi imkansız görünüyor.
Gerçek Bir Game of Thrones Halefi Arayanlara
Eğer siz de Game of Thrones bittikten sonra oluşan o boşluğu dolduracak, yetişkinlere hitap eden, şiddetin ve politikanın dozunun düşmediği bir seri arıyorsanız, Malazan tam size göre. The Wheel of Time veya Tolkien uyarlamaları daha çok klasik fantezi unsurlarına odaklanırken; Malazan, Martin’in eserlerinde sevdiğimiz o karanlık realizmi ve öngörülemezliği bir adım öteye taşıyor. Karakterlerin her an ölebileceği, hiçbir ittifakın sonsuza kadar sürmeyeceği ve tanrıların bile piyon olarak kullanılabildiği bir evrenden bahsediyoruz.
Sonuç olarak, Malazan İmparatorluğu’nun ekrandaki yerini alması sadece bir zaman meselesi gibi duruyor. Doğru ellerde, doğru bir bütçeyle ve hikayenin özüne sadık kalarak yapılacak bir uyarlama, televizyon tarihini kökten değiştirebilir. Bizler, o gün gelene kadar kitapların sayfaları arasında kaybolmaya ve “Malazan okuma sırası” üzerine tartışmaya devam edeceğiz. Peki siz ne dersiniz? Malazan’ın o devasa savaşlarını ve kadim gizemlerini ekranda görmeye hazır mıyız?


Yorum (0)