Shonen dünyasının “Büyük Üçlüsü” dediğimizde aklımıza gelen o sarsılmaz sütunlardan biri kuşkusuz Bleach. Tite Kubo’nun kaleminden çıkan bu efsane, kendine has güç sistemi, karizmatik karakter tasarımları ve her biri ayrı birer sanat eseri olan dövüş sahneleriyle bir nesli peşinden sürükledi. Anime dünyasında uzun bir sessizlik dönemi yaşanmış olsa da, Thousand-Year Blood War ile geri dönüşü muazzam oldu. Biz de bu efsaneyi yad etmek ve hafızalarımızı tazelemek için Ichigo Kurosaki’nin macerasındaki en iyi hikaye arklarını (story arcs) mercek altına aldık.
12. Kayıp Substitute Soul Reaper Arkı
Ichigo’nun Aizen ile olan o epik savaşından sonra güçlerini kaybetmesiyle başlayan bu bölüm, hayranlar arasında genellikle en az sevilen kısım olarak bilinir.

Ichigo’nun bir yandan normal bir hayat sürmeye çalışırken bir yandan da Soul Society tarafından kısıtlandığını düşünen Ginjo ile tanışması, karakter gelişimi açısından değerliydi. Ancak diğer arkların gölgesinde kalmaktan kurtulamadı.
11. Karakura Şehri Meydan Muharebesi
Soul Society’nin tüm Karakura şehrini sahtesiyle değiştirdiği bu dönem, Aizen’e karşı kurulan büyük bir pusu niteliğindeydi.

Sivillere zarar gelmeden Espada ve Kaptanlar arasındaki mücadeleyi izlemek oldukça heyecan vericiydi. Özellikle seride hak ettiği değeri görmeyen yan karakterlerin parladığı anlara şahit olduk.
10. Hueco Mundo’ya Sızış
Orihime’nin Aizen tarafından götürülmesinin ardından Ichigo ve arkadaşlarının tereddüt etmeden tehlikenin kalbine dalışını izledik.

Soul Society onu bir hain olarak görse de, dostları gerçeği biliyordu. Boşlukların (Hollow) dünyasına yapılan bu yolculuk, serinin atmosferini tamamen değiştiren bir dönüm noktasıydı.
9. Arrancar: Varış Arkı
Espada tehdidinin resmi olarak başladığı bu arkta, Ichigo’nun ailesinin geçmişine dair ilk ciddi ipuçlarını almaya başladık.

Aizen’in hayatlarını mahvettiği Vizard grubunun intikam için sahneye çıkışı ve Yamamoto’nun Aizen’in gerçek niyetini açıklaması, olayların rengini iyice koyulaştırdı. Üst düzey Soul Reaper’lar ile Espada arasındaki o ilk büyük kıvılcım burada çaktı.
8. Arrancar vs. Soul Reaper Arkı
Kaptanların Hueco Mundo’ya intikal etmesiyle işler iyice kızıştı.

Özellikle Kenpachi ile Nnoitra arasındaki o vahşi dövüş, serinin en unutulmaz anlarından biriydi. Orihime’yi kurtarmanın sandıklarından çok daha zor olduğunu anladıkları bu süreç, her iki tarafın da sınırlarını zorladığı bir dönemdi.
7. Çetin Mücadele Arkı
Bu ark denince akla tek bir isim gelir: Grimmjow. Ichigo ile Grimmjow arasındaki o bitmek bilmeyen rekabetin zirve noktası burasıydı.

Ichigo’nun Hollow maskesini kullanmamaya çalışırken bir yandan da Orihime’yi bulma çabası, aksiyon dozajını hiç düşürmedi. Kısa ama öz, saf dövüş odaklı bir bölümdü.
6. Soul Society: Sızış Arkı
Rukia’yı kurtarmak için Soul Society’nin kalbine yapılan o ilk büyük yolculuk, birçoğumuzun seriye asıl bağlandığı yerdir.

13 Takım’a karşı bir avuç gencin verdiği bu mücadele, imkansızın peşinden gitmenin tanımı gibiydi. Yeni müttefikler ve keşfedilen bu devasa ruh dünyası, hikayenin ufkunu genişletti.
5. Geçmiş Arkı
Serinin en kısa bölümlerinden biri olmasına rağmen, taşların yerine oturmasını sağlayan en kritik kısımdı.

Aizen’in yaklaşık bir asır boyunca nasıl sinsi planlar yaptığını, Vizard grubunun aslında kimler olduğunu ve o “nazik kaptan” maskesinin altında yatan canavarı burada tam anlamıyla tanıdık.
4. Soul Reaper Temsilcisi Arkı
Her şeyin başladığı yer. Ichigo’nun içindeki gizli gücün Rukia aracılığıyla uyanışı ve Karakura’daki o ilk Hollow avları…

Urahara, Uryu ve Orihime gibi serinin temel taşlarını oluşturan karakterlerle tanıştığımız bu başlangıç, nostaljik değeriyle her zaman kalbimizde ayrı bir yere sahip.
3. Thousand-Year Blood War (Bin Yıllık Kan Savaşı) Arkı
Yhwach’ın uykusundan uyanmasıyla başlayan Quincy istilası, Soul Society tarihinin en büyük yıkımlarından birine yol açtı.

Animasyon kalitesinin zirve yaptığı, Bankai’lerin havada uçuştuğu bu final arkı, Bleach’in neden bir efsane olduğunu tüm dünyaya bir kez daha kanıtladı. Henüz anime uyarlaması tamamlanmamış olsa da, yarattığı etki devasa.
2. Arrancar: Çöküş Arkı
Ulquiorra dövüşünün ardından Ichigo’nun sahte Karakura’ya dönüşü ve Aizen ile olan o nihai hesaplaşması…

Aizen’in Hogyoku ile birleşerek tanrısal bir güce ulaşması ve Ichigo’nun tüm güçlerini kaybetme pahasına açtığı “Mugetsu” formu, shonen tarihinin en epik anları arasındadır. Bir dönemin kapanışını temsil eden muazzam bir finaldi.
1. Soul Society: Kurtarma Arkı
Hemen hemen her Bleach hayranının birleştiği nokta burasıdır: Soul Society arkı, serinin zirvesidir.

Ichigo’nun sadece üç günde Bankai öğrenmesi, Byakuya ile olan o efsanevi dövüşü ve Aizen’in tüm o kaosu nasıl bir kukla ustası gibi yönettiğinin ortaya çıkışı… “Ben gökyüzünde duracağım” diyerek gözlüğünü kıran Aizen’in o sahnesi, hala tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor.
İnsanlar Bunları da Sordu: Bleach Hakkında Merak Edilenler
Bleach evrenine yeni girecek veya hafızasını tazelemek isteyenlerin aklında bazı sorular olabilir. İşte o meşhur “İnsanlar bunları da sordu” listesindeki en popüler başlıklar:
Bleach hangi arktan başlar?
Seri, “Agent of the Soul Reaper” (Soul Reaper Temsilcisi) arkı ile başlar. İlk bölümlerde Ichigo’nun güçlerini kazanması ve dünyayı tanıması anlatılır.
Bleach Thousand-Year Blood War kaç bölüm sürecek?
TYBW animesinin toplamda 4 “cour” (kısım) halinde yayınlanması planlanıyor. Her kısım yaklaşık 13 bölümden oluşuyor, yani toplamda 52 bölüm civarında bir final bizi bekliyor.
Bleach izlenmeli mi?
Eğer kılıç dövüşlerini, derin felsefi alt metinleri ve karizmatik kötü karakterleri seviyorsanız, Bleach kesinlikle izlemeniz gereken bir klasik. Özellikle Thousand-Year Blood War ile görsellik bambaşka bir seviyeye taşındı.
Bleach en iyi dövüşler hangileri?
Ichigo vs. Ulquiorra, Ichigo vs. Grimmjow ve tabii ki Ichigo vs. Aizen dövüşleri serinin en popüler ve görsel şölen sunan mücadeleleridir.
Bleach dünyası, sadece bir aksiyon serisi değil; aynı zamanda onur, dostluk ve kaderle yüzleşme temalarını en iyi işleyen yapımlardan biri. Bizim için her arkın yeri ayrı olsa da, Soul Society’nin o ilk günlerini ve Aizen’in yükselişini asla unutmayacağız.


Yorum (0)