Sinema tutkunları için yılın o en heyecanlı sabahı geldi çattı. Kimileri için bu anlar, futbolseverlerin transfer dönemindeki heyecanına ya da bir NBA draft gecesine benziyor. Biz de ekran başında kahvelerimizi yudumlarken, 2026 Oscar adaylıklarının açıklanmasını aynı heyecanla takip ettik.

2025 yılı aslında sinema adına oldukça bereketli bir yıldı ve açıklanan adaylıklar, bu zenginliğin bir yansıması olarak karşımıza çıktı. Paul Thomas Anderson’ın “One Battle After Another”ı ile Ryan Coogler’ın türleri altüst eden “Sinners”ı arasındaki rekabet şimdiden nefes kesiyor. Timothée Chalamet’nin “Marty Supreme”deki performansı ise beklediğimiz gibi onu adaylık listesine taşıdı.
Danielle Brooks ve Lewis Pullman’ın sunduğu adaylık duyurusunda yüzümüzü güldüren çokça an olduğu gibi, “Bu da mı gol değil?” dediğimiz hayal kırıklıkları da yaşandı. Bazı isimler hak ettikleri takdiri nihayet görürken, bazı başyapıtların göz ardı edilmesi içimizde bir burukluk bıraktı. Gelin, 15 Mart 2026’da Conan O’Brien’ın sunumuyla gerçekleşecek büyük gece öncesinde, adaylıkların en büyük sürprizlerine ve haksızlığa uğrayanlarına birlikte göz atalım.
Asfaltın Tozunu Oscar’a Taşıyan Sürpriz: F1
Joseph Kosinski, “Top Gun: Maverick” ile yakaladığı gişe başarısını bu kez Akademi’nin kalbine dokunarak perçinlemiş görünüyor.

Brad Pitt’in pistlere geri dönen tecrübeli pilot Sonny Hayes’i canlandırdığı “F1”, En İyi Film kategorisine adeta son sürat daldı. Park Chan-wook’un kapitalizm eleştirisi “No Other Choice” gibi iddialı yapımların dışarıda kaldığı bir yarışta, “F1″in bu listede yer alması dürüst olmak gerekirse büyük bir şaşkınlık yarattı.
Brad Pitt’in F1 filmi Oscar adaylığı aldı mı?
Evet, film sadece teknik dallarda değil, En İyi Film gibi ana kategorilerde de boy göstererek herkesi şaşırttı. “F1” kötü bir film mi? Kesinlikle hayır; aksine oldukça keyifli bir seyirlik. Ancak 2025’in sanatsal derinliği yüksek yapımları arasında Akademi’nin daha “güvenli” bir liman olan bu aksiyon destanını seçmesi, ödül sezonunun en çok konuşulan konularından biri olacak gibi duruyor. Yine de Brad Pitt’i o karizmasıyla Oscar yarışında görmek her zaman keyif verici.
Akademi “The Testament of Ann Lee”yi Görmezden Geldi
Geçtiğimiz yıl “The Brutalist” ile büyük sükse yapan Brady Corbet ve Mona Fastvold ikilisinden beklentimiz oldukça yüksekti. Fastvold’un yönettiği tarihi müzikal “The Testament of Ann Lee”, en azından birkaç teknik dalda veya En İyi Özgün Şarkı kategorisinde kendine yer bulur diye düşünüyorduk.

Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu; film törenden eli boş döndü.
Buradaki en büyük haksızlık ise şüphesiz Amanda Seyfried’e yapıldı. Shaker mezhebinin kurucusu Ann Lee’ye hayat veren Seyfried, kariyerinin en olgun ve büyüleyici performanslarından birini sergilemişti. Seyfried’in isminin Jennifer Lawrence gibi devlerin yanında anılmaması bizce büyük bir eksiklik. “The Housemaid” gibi daha hafif yapımları bile oyunculuğuyla yukarı taşıyan bir ismin, böyle derinlikli bir rolle adaylık alamaması bu yılın en büyük “snub”larından biri olarak tarihe geçti.
Sinners: Oscar Tarihini Yeniden Yazan Bir Başarı Hikayesi
Ryan Coogler’ın “Sinners”ı hakkında konuşurken bir durup düşünmek gerekiyor. “Fruitvale Station”, “Creed” ve “Black Panther” gibi devasa işlerden sonra Coogler, ilk kez tamamen özgün bir konseptle karşımıza çıktı. Bu riskli bir hamleydi ama sonuç muazzam oldu.

Film sadece gişeyi sallamakla kalmadı, tam 16 dalda aday gösterilerek 14 adaylık rekorunu tarihe gömdü.
Sinners filmi kaç dalda Oscar’a aday oldu?
Film, 16 farklı kategoride adaylık elde ederek Oscar tarihinin en çok adaylık alan yapımı olmayı başardı. En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo ve Raphel Saadiq ile Ludwig Göransson imzalı o muhteşem “I Lied to You” şarkısıyla En İyi Özgün Şarkı dallarında zaten favoriydi. Ancak asıl sürpriz oyunculuk dallarında geldi. Wunmi Mosaku ve emektar oyuncu Delroy Lindo’nun ilk adaylıklarını alması bizi koltuklarımızdan fırlattı. Michael B. Jordan’ın ise ikiz kardeşleri canlandırdığı çift rollü performansıyla adaylık kapması, “Sinners”ın bu geceyi domine edeceğinin en büyük kanıtı.
“Sorry, Baby” İçin Üzgünüz
Altın Küre’de Julia Roberts’ın sahneden övgüler yağdırdığı “Sorry, Baby”, ne yazık ki Akademi üyelerini aynı derecede etkileyememiş.

Eva Victor’un hem yazdığı, hem yönettiği hem de başrolünde yer aldığı bu dokunaklı hikaye, yılın en iyi senaryolarından birine sahip olmasına rağmen listeye giremedi. Özellikle Victor’un bir doktor muayenehanesindeki o trajikomik sahnesi ve filmin ismine ilham veren final monoloğu hafızalarımıza kazınmıştı.
Küçük bütçeli bağımsız filmlerin dev prodüksiyonlar arasında kaybolması alışık olduğumuz bir durum olsa da, “Sorry, Baby” gibi samimi bir işin En İyi Özgün Senaryo dalında bile yer bulamaması üzücü. Akademi bu yıl tercihini daha büyük ve gösterişli yapımlardan yana kullanmış gibi görünüyor.
Korku Türünün Kaderi Yine Değişmedi: Weapons
Zach Cregger’ın merakla beklenen ikinci filmi “Weapons”, vizyona girdiği andan itibaren korku türü için bir mihenk taşı olarak görülmüştü.

Ancak Akademi’nin korku filmlerine olan o mesafeli duruşu bu yıl da pek değişmedi. “Hereditary”de Toni Collette’in, “Us”ta Lupita Nyong’o’nun başına gelenlerin bir benzerini bu yıl “Weapons” ekibi yaşadı.
Yine de bir tesellimiz var: Amy Madigan, Aunt Gladys rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında adaylık kazanmayı başardı. Filmin o tuhaf, tekinsiz ve unutulmaz atmosferinin en büyük mimarlarından biri olan Madigan’ın bu adaylığı, korku türü adına küçük ama önemli bir zafer. Keşke film, makyaj ve saç tasarımı gibi teknik dallarda da hak ettiği takdiri görebilseydi.
2026 Oscar ödül töreni ne zaman yapılacak?
98. Akademi Ödülleri, 15 Mart 2026 tarihinde sahiplerini bulacak. Bu yıl tören sadece ABC kanalından yayınlanmakla kalmayacak, aynı zamanda ilk kez Hulu üzerinden canlı olarak izlenebilecek. Biz de o gece tüm bu tartışmaların nasıl sonuçlanacağını görmek için ekran başında olacağız.


Yorum (0)