Çizgi roman dünyasında zaman yolculuğu denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Cable, yine bir şeyleri kurtarma peşinde karşımıza çıkıyor. Ancak bu sefer mesele sadece bir robot ordusunu durdurmak ya da kıyameti engellemek değil; mesele bizzat Amerikan siyasetinin ve mutant haklarının geleceğini şekillendirmek. Marvel’ın yeni serisi Inglorious X-Force #1, bizi hem heyecanlandıran hem de kafalarda pek çok soru işareti bırakan bir geleceğe davet ediyor.
Scott Summers’ın gelecekten gelen oğlu Cable, bu yeni macerada hafızasındaki boşluklara rağmen çok kritik bir görevle günümüze dönüyor. Görevi ise oldukça net ama bir o kadar da zor: Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk mutant ve Müslüman başkanı olacak kişinin suikasta kurban gitmesini engellemek.

Marvel evreninin “Shadows Of Tomorrow” hattının bir parçası olan bu hikaye, Krakoa döneminden tanıdığımız Hank McCoy ve Scott Summers’ın gelecekten getirdiği bilgilerle harmanlanıyor. Ancak Cable’ın elindeki bilgiler, onu alışık olduğumuzdan çok daha farklı bir zaman çizgisine sürüklüyor.
Ms. Marvel: Bir Mutant Liderin Doğuşu mu?
Cable’ın engellemeye çalıştığı suikast girişimi bizi doğrudan günümüz New Jersey’sine, yani Kamala Khan’ın yanına götürüyor.

Çizgi roman severlerin aklında tek bir soru var: Kamala Khan ABD başkanı mı oluyor? Hikayenin gidişatı, Ms. Marvel’ın sadece bir kahraman değil, aynı zamanda toplumları birleştiren bir siyasi figür olma potansiyelini gözler önüne seriyor. Ancak bu parlak gelecek, hem mutant karşıtları hem de “mutant saflığını” savunan radikal gruplar için büyük bir tehdit oluşturuyor.
Zaman çizgisindeki bu kırılmaları takip ederken Cable’ın farklı dönemlerde defalarca deneme yaptığını görüyoruz.

Günümüz dünyasında mutant meselelerine bakış açısı “politik doğruculuktan” uzaklaşmaya başlarken, Kamala gibi figürlerin hedef tahtasına oturtulması da kaçınılmaz hale geliyor.

Tam da bu noktada karşımıza Mutant Kurtuluş Cephesi (MLF) çıkıyor. Ancak bu seferki hedefleri bir insan değil, bizzat kendi türlerinden biri olarak gördükleri Kamala Khan.
“Trans-Mutant” Kavramı ve Kimlik Tartışmaları
Marvel bu yeni sayıyla birlikte oldukça cesur bir tartışmanın da kapılarını aralıyor. MLF, Kamala Khan’ı “hayatı boyunca bir mutant olarak yaşamadığı” için eleştiriyor ve onu dışlıyor.

Kamala’nın Inhuman kökenlerinden sonra mutant kimliğini benimsemesi, radikal mutant grupları tarafından bir tür “sonradan olma” durumu olarak görülüyor. Hatta metinde bu durum için “trans-mutant” gibi oldukça dikkat çekici ve tartışmaya açık bir terim kullanılıyor.

Peki, Ms. Marvel gerçekten mutant mı? Marvel evrenindeki son gelişmeler, Kamala’nın genetik yapısındaki bu değişimi hikayenin merkezine koyuyor. MLF’nin göremediği şey ise Kamala’nın bu hibrit kimliğinin, onu gelecekte hem mutantların hem de tüm Amerikan halkının lideri yapacak olan yegane güç olduğu.

Geçmişin Yankıları ve Karanlık Bir Gelecek
Aslında bu, Marvel’ın bize Kamala Khan’ın başkanlığını ilk kez fısıldayışı değil. 2018 yılında yayımlanan All-New Wolverine #33 ve Ms. Marvel #34 sayılarında bu geleceğe dair bazı ipuçları görmüştük.

O dönemde daha umut dolu bir tablo çizilse de, Inglorious X-Force ile karşımıza çıkan gelecek senaryosu çok daha karanlık ve tehlikeli görünüyor.

Marvel evreninde gelecekte ne oluyor sorusunun cevabı, bu yeni seriyle birlikte oldukça karmaşık bir hal alıyor. İlk mutant ve Müslüman başkanın suikastla burun buruna gelmesi, mutant dünyasındaki iç çekişmelerin ne kadar derinleşebileceğini gösteriyor.

Cable, Hellverine, Archangel ve Boom-Boom’dan oluşan bu yeni X-Force ekibi, sadece bir katili durdurmakla kalmayacak; aynı zamanda bir halkın umudunu da korumaya çalışacak.
Bizce bu hikaye, sadece bir aksiyon macerası değil; aynı zamanda kimlik, aidiyet ve toplumsal kabul üzerine kurulmuş modern bir trajedi. Ms. Marvel’ın bu zorlu yolda nasıl bir evrim geçireceğini ve Cable’ın hatalı hafızasının altından ne gibi sırlar çıkacağını görmek için sabırsızlanıyoruz. Çizgi roman dünyasının bu iddialı girişini takip etmeye devam edeceğiz.


Yorum (0)