Post-apokaliptik dünyaların şahı Fallout serisi dendiğinde, zihnimizde canlanan ilk imge genellikle o heybetli Power Armor miğferi oluyor. Bethesda, serinin kaderini değiştiren Fallout 3’ü geliştirmeye başladığında, ekibin önündeki en büyük zorluk bu mirası nasıl modernize edecekleriydi. Genelde oyun dünyasında kutu tasarımları ve kapak görselleri pazarlama aşamasında, yani yolun sonunda belirlenir. Ancak Fallout 3 için süreç tam tersi şekilde, en baştan başlamış.

Her Şey O İkonik Kutu Tasarımıyla Başladı
Baş tasarımcı Istvan Pely’nin paylaştığı detaylara göre, Fallout 3’ün görsel kimliğini oluştururken attıkları ilk adım, Fallout 1’in o unutulmaz kutu tasarımını yeniden hayal etmek olmuş. Pely için Power Armor, sadece bir zırh değil, Fallout’un ta kendisiydi. Bu yüzden ekip, pazarlama materyallerini beklemek yerine, projenin en başında bu zırhın yeni nesil (o dönemin şartlarında tabii) nasıl görüneceğine odaklanmış.
Bugün Fallout 3 ve Fallout 1’in kapaklarını yan yana koyduğumuzda, 2008 yılının oyun endüstrisindeki o karanlık ve kasvetli havayı net bir şekilde görebiliyoruz. Fallout 3’ün daha gölgeli, çamurlu ve çökmüş bir duruş sergileyen zırh tasarımı, aslında oyunun geçtiği Capital Wasteland’in ne kadar tekinsiz bir yer olduğunun da ilk sinyallerini veriyordu. Bu görsel tercih, biz oyuncuları daha oyunu kutusundan çıkarmadan o umutsuz atmosfere sokmayı başarmıştı.
Pip-Boy ve Vault Kıyafetindeki Mükemmeliyetçilik
Görsel dünyayı inşa ederken sadece zırhla yetinmediler. Serinin bir diğer sembolü olan Pip-Boy, eski oyunlarda daha soyut bir cihazken, Bethesda ekibi bunu bileğe takılan, fiziksel ve çalışan bir cihaz olarak tasarlamak istedi. Her bir tuşun, her bir ekran parlamasının bir ağırlığı olmalıydı. Ancak asıl büyük mesai, belki de en basit görünen detayda harcandı: Vault tulumu.
Associate art producer Angela Browder’ın anlattıkları, oyun geliştirmenin bazen ne kadar takıntılı bir sürece dönüşebileceğini gösteriyor. Ekip, “Vault tulumu hangi kumaştan yapılmalı?” sorusundan yola çıkarak, mavinin en doğru tonunu bulmak için haftalarca uğraşmış. Hatta sarı detayların “altın gibi görünen ama tam altın olmayan, sarıya da kaçmayan” o spesifik tonunu bulmak adeta bir kabusa dönüşmüş. Bugün o tulumu gördüğümüzde “İşte bu bir Vault sakini” diyebiliyorsak, arkasında bu titiz renk paleti çalışmaları yatıyor.
Fallout Evreninin Geleceği: Diziden Oyuna Uzanan Köprü
Bethesda’nın temellerini attığı bu görsel dil, bugün sadece oyunlarda değil, televizyon ekranlarında da karşımıza çıkıyor. Todd Howard’ın da onayladığı üzere, yolda olan Fallout 5, Amazon Prime dizisiyle aynı evreni paylaşacak. Yani o meşhur mavi tulumların tonu ve Power Armor’un heybeti, artık tüm medya araçlarında ortak bir tarihe hizmet ediyor.

Fallout Hayranlarının Merak Ettiği Sorular
Fallout 3 ne zaman çıktı ve neden bu kadar önemli?
Fallout 3, 2008 yılında oyuncularla buluştu. Önemli olmasının sebebi, seriyi 2D izometrik bir yapıdan çıkarıp, Bethesda’nın açık dünya formülüyle birleştirerek modern RPG türünün en önemli örneklerinden biri haline getirmesidir.
Fallout 5 ne zaman çıkacak?
Bethesda şu an tüm odağını The Elder Scrolls VI’ya vermiş durumda. Fallout 5’in geliştirileceği resmi olarak onaylansa da, oyunun çıkışının 2030’lu yılların başını bulabileceği tahmin ediliyor. Ancak dizinin başarısı süreci hızlandırabilir.
Fallout dizisi oyunlarla aynı evrende mi geçiyor?
Evet, Amazon Prime yapımı Fallout dizisi tamamen oyunların kronolojisine dahil bir hikaye anlatıyor. Dizide yaşanan olaylar, oyun evrenindeki “canon” yani resmi tarihçenin bir parçası olarak kabul ediliyor.
Sonuç olarak, Fallout 3’ün geliştirme süreci bize gösteriyor ki; bir efsaneyi yeniden canlandırmak sadece kod yazmaktan ibaret değil. Doğru mavi tonunu bulmak veya bir zırhın gölgesini doğru ayarlamak, o dünyayı ölümsüz kılan asıl unsurlar oluyor. Bizler de yıllar sonra bile o çorak topraklara geri döndüğümüzde, bu detayların yarattığı atmosfer sayesinde kendimizi evimizde (veya sığınağımızda) hissediyoruz.


Yorum (0)