Marvel Evreni’nin belki de en karizmatik, en korkulan ve aynı zamanda en saygı duyulan kötüsü kimdir desek, çoğumuzun cevabı şüphesiz Doctor Doom olur. Victor Von Doom, sadece büyü ve teknolojiyi harmanlamasıyla değil, “ben yoksam bile gölgem yeter” dedirten o baskın karakteriyle de her zaman ilgimizi çekmeyi başarıyor. Bu Çarşamba raflardaki yerini alacak olan Dungeons of Doom #1, tam da bu fikri alıp harika bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor.

Latveria’da Sahipsiz Bir Hazine… Ya da Öyle Sanıyorlar
Hikayemiz, Marvel dünyasını sarsan “One World Under Doom” olaylarının hemen sonrasında geçiyor. Doom’un o meşhur, kasvetli ve teknoloji harikası kalesi artık sahipsiz. Başında bir efendi yok, taht boş. Hal böyle olunca, dünyanın süper güçleri –ki buna büyük devletler ve gizli organizasyonlar dahil– bu teknolojik mirasa konmak için Latveria’ya akın ediyor. Herkes Doom’un sırlarını ele geçirip güç dengesini kendi lehine çevirme derdinde.

Ancak biz çizgi roman okurları olarak şunu çok iyi biliyoruz: Doctor Doom asla tamamen savunmasız değildir. Kalenin boş olması, kapıların ardına kadar açık olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu durum Doom’un planının bir parçası gibi hissettiriyor. Büyük güçler kaleye girdikleri anda, kendilerini hiç beklemedikleri bir kabusun içinde buluyorlar.

Teknoloji Yarışından Hayatta Kalma Savaşına
Phillip Kennedy Johnson ve Benjamin Percy’nin yazdığı, Carlos Magno ve Robert Gill’in çizimleriyle hayat verdiği bu seride işler bir anda sarpa sarıyor. Kaleyi yağmalamaya gelen ekipler, büyük bir patlamayla birlikte yerin dibine, daha önce varlığından bile haberdar olmadıkları devasa bir zindana düşüyorlar. İşte “Dungeons of Doom” (Doom’un Zindanları) ismi tam olarak buradan geliyor.

Bu noktadan sonra hikaye, klasik bir süper kahraman aksiyonundan ziyade, gerilim dozu yüksek bir “dungeon crawler” (zindan keşif) oyununa dönüşüyor. Labirent gibi koridorlar, ölümcül tuzaklar ve karanlıkta bekleyen bilinmez tehlikeler… Başlangıçta bir silahlanma yarışı olarak başlayan bu süreç, artık kimsenin sağ çıkıp çıkamayacağının belli olmadığı vahşi bir hayatta kalma oyununa evriliyor.

Meraklısı İçin: Doctor Doom ve Latveria Hakkında Sıkça Sorulanlar
Bu yeni seriye başlamadan önce, özellikle Marvel evrenine yeni giriş yapan veya hafızasını tazelemek isteyen takipçilerimiz için arama motorlarında en çok dönen soruları kısaca yanıtlayalım. Bu detaylar hikayenin derinliğini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.
Doctor Doom’un amacı nedir?
Victor Von Doom, genellikle dünyayı ele geçirmek istese de bunu kaotik bir kötülük için yapmaz. O, insanlığın kurtuluşunun ve düzeninin sadece kendi mutlak yönetimi altında gerçekleşebileceğine inanır. Bu yüzden kurduğu tuzaklar bile genellikle bir ders verme veya üstünlüğünü kanıtlama amacı taşır.
Latveria nerede ve neden önemli?
Latveria, Doğu Avrupa’da kurgusal bir ülkedir ve Doctor Doom tarafından yönetilir. Dışarıdan bakıldığında orta çağdan kalma gibi görünse de, Doom’un dehası sayesinde dünyanın en gelişmiş teknolojilerine ve savunma sistemlerine sahiptir. Dungeons of Doom serisinde de bu tezatlığı; eski taş duvarların ardındaki fütüristik ölüm makinelerini görüyoruz.
One World Under Doom nedir?
Bu seri, Doom’un tüm dünyayı kendi egemenliği altına aldığı büyük bir Marvel olayını (event) ifade eder. Dungeons of Doom #1 ise bu hakimiyetin sonrasındaki güç boşluğunu ve kaos ortamını konu alıyor.

Görsel Bir Şölen ve Varyant Kapak Çılgınlığı
Serinin görsel dili, Doom’un o gotik ve metalik atmosferini yansıtmak konusunda oldukça başarılı görünüyor. Leinil Yu’nun ana kapağı zaten başlı başına bir sanat eseri. Ancak Marvel, koleksiyonerleri de unutmamış ve birbirinden şık varyant kapaklarla geliyor. Clayton Crain’in o kendine has dijital boyama tarzı veya Ario Anindito’nun detaylı çizgileri, raflarda hangisini seçeceğimiz konusunda bizi zorlayacak gibi duruyor.

Özellikle zindan tasarımları ve karakterlerin o çaresizlik anlarını yansıtan paneller, hikayenin klostrofobik havasını okuyucuya geçirmekte çok etkili. Doom ortada olmasa bile, onun mühendislik dehasının yarattığı korkuyu her karede hissediyoruz.

Son Söz: Tuzağa Düşmeye Hazır Olun
Eğer klasik “kahraman kötüyü döver” hikayelerinden sıkıldıysanız ve biraz daha karanlık, stratejik ve gerilim dolu bir macera arıyorsanız, Dungeons of Doom #1 tam size göre. İnsanların açgözlülüğünün nasıl kendi sonlarını getirebileceğini ve Victor Von Doom’un yokluğunda bile ne kadar tehlikeli olabileceğini görmek bizce büyük keyif verecek.

14 Ocak Çarşamba günü çıkacak olan bu sayıyı kaçırmayın. Kim bilir, belki de zindanın sonunda Doom’un kendisinden bile daha korkunç bir şey bekliyordur. Aşağıda, serinin göz alıcı diğer kapak tasarımlarına da göz atabilirsiniz. İyi okumalar!







Yorum (0)