Star Wars evreni, sinema tarihinin en büyük efsanelerinden biri olsa da modern dönemde çekilen devam üçlemesi (sequel trilogy) hayranlar arasında hala bitmek bilmeyen tartışmaların odağında. Özellikle orijinal serinin kahramanları Luke Skywalker, Han Solo ve Leia Organa’nın geri dönüşü hepimizi heyecanlandırmıştı. Ancak bu büyük buluşmanın içinde hep bir şeyler eksik kaldı. Yıllar sonra efsane aktör Mark Hamill, içimizde ukde kalan o büyük eksikliği ve yönetmen J.J. Abrams ile olan diyaloğunu samimiyetle paylaştı.
The Hollywood Reporter tarafından düzenlenen ve Dwayne Johnson ile Jacob Elordi gibi isimlerin de yer aldığı bir yuvarlak masa toplantısında konuşan Hamill, kariyerine dair samimi itiraflarda bulundu. Kendisine “Birlikte aynı sahneyi paylaşmak istediğiniz kim var?” diye sorulduğunda, hiç duraksamadan “Harrison Ford” cevabını verdi. Bu cevap, aslında devam üçlemesine dair en büyük hayal kırıklığımızın da özeti niteliğinde. Çünkü Luke, Han ve Leia; yani galaksinin kaderini değiştiren o muhteşem üçlü, yeni filmlerde hiçbir zaman aynı karede buluşamadı.
“Sadece 30 Saniyelik Bir Sahne İstemiştim”
Mark Hamill, çekimler sırasında bu konuyu J.J. Abrams’a bizzat ilettiğini anlatıyor. “Hepimizin bir araya gelip tozu dumana kattığı bir an olmayacak mı? Sadece 30 saniye sürse bile yeter,” diyerek yönetmene teklifte bulunmuş. Ancak Abrams’ın cevabı oldukça net ve biraz da hüzünlü olmuş: “Bak Mark, bu artık Luke’un hikayesi değil.”
Evet, yeni filmlerin odağının Rey, Finn ve Poe gibi yeni nesil karakterlere kayması hikaye anlatıcılığı açısından anlaşılabilir bir tercih. Ancak bizler için Star Wars demek, o üç karakterin arasındaki sarsılmaz bağ demekti. Luke’un bu sitemi, aslında dünya çapındaki milyonlarca hayranın “Star Wars orijinal üçlüsü neden toplanmadı?” sorusuna verilmiş en içten yanıt niteliğinde. Orijinal üçlünün bir veda turu yapmadan, ayrı ayrı sahnelerde hikayeye veda etmesi, serinin mirasına dair en çok eleştirilen noktalardan biri olmaya devam ediyor.
Efsanelerin Vedası: Her Filmde Bir Kayıp
Devam üçlemesi, her bir filmde orijinal serinin bir ikonuna veda etmemiz üzerine kurgulanmıştı. The Force Awakens (Güç Uyanıyor) filminde Han Solo’nun oğlu Kylo Ren tarafından öldürülüşüne tanıklık ettik. The Last Jedi (Son Jedi) filminde Luke Skywalker, Direniş’e zaman kazandırmak için kendini feda ederek Güç ile birleşti. Son olarak The Rise of Skywalker (Skywalker’ın Yükselişi) filminde ise Leia Organa, oğlunu aydınlık tarafa döndürmek için son enerjisini harcayarak huzura kavuştu.
Peki, hayranların en çok merak ettiği o meşhur soruya gelelim: Luke Skywalker neden öldü? Aslında Luke’un ölümü, fiziksel bir yenilgiden ziyade ruhsal bir zaferdi. Kylo Ren’e karşı yaptığı o efsanevi “Force projection” (Güç yansıması) tekniği, aslında bir Jedi’ın şiddete başvurmadan nasıl savaş kazanabileceğinin en saf örneğiydi. Ancak bu epik son bile, onu Han Solo ile yan yana göremediğimiz gerçeğini değiştirmiyor.
Mark Hamill Star Wars Filmleri Hakkında Ne Düşünüyor?
Hamill’in açıklamalarından anladığımız kadarıyla, kendisi de en az bizler kadar nostaljiye ve karakterlerin arasındaki o eski kimyaya önem veriyor. Yeni nesil karakterlerin ön plana çıkmasına saygı duysa da, eski dostların bir araya gelip “son bir görev” için omuz omuza vermemesi aktörün içinde bir parça burukluk bırakmış. “İnsanlar Bunları da Sordu” listelerinin başında gelen “Han Solo, Luke ve Leia neden bir araya gelmedi?” sorusunun cevabı, yönetmenlerin “yeniye yer açma” çabasında gizli olsa da, sinematik bir fırsatın kaçırıldığı da bir gerçek.
Sonuç olarak Star Wars evreni genişlemeye, yeni hikayeler anlatmaya devam ediyor. Ancak Mark Hamill’in bu son açıklamaları, galaksinin en sevilen kahramanlarının bir kez daha Millennium Falcon’un kokpitinde yan yana oturduğunu görme hayalimizi sonsuza dek bir “keşke” olarak bırakıyor.


Yorum (0)