Popüler kültürün en köklü figürlerinden biri olan Robin Hood, bugüne kadar sayısız kez beyaz perdede karşımıza çıktı. Errol Flynn’in neşeli tınılarından Kevin Costner’ın epik anlatısına, Russell Crowe’un sert mizacından animasyon tilkilere kadar Locksley’li Robin’in her türlü yorumuna şahit olduk. Ancak önümüzdeki yıl izleyeceğimiz film, bildiğimiz tüm o “kahramanlık” anlatılarını kapının dışında bırakmaya niyetli görünüyor. Hugh Jackman’ın başrolünde yer aldığı The Death of Robin Hood, efsaneye veda etmeye hazırlanan yaşlı ve yorgun bir adamın karanlık hikayesini bizlere sunuyor.
“Logan” Esintili Bir Veda Hikayesi
Yayınlanan ilk görüntüler, Hugh Jackman’ın canlandırdığı Robin karakterinin klasik bir “kahraman” olmaktan çok uzak olduğunu kanıtlıyor. Jackman’ın buradaki duruşu, bize 2017 yapımı Logan filmindeki o son demlerini yaşayan Wolverine’i anımsatıyor. Zaten filmin ismi de niyetini açıkça belli ediyor: Bu bir doğuş hikayesi değil, bir sonun başlangıcı. Michael Sarnoski tarafından yazılan ve yönetilen film, kökeni 17. yüzyıla kadar uzanan “Robin Hood’s Death” adlı baladın modern ve karanlık bir uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor.
Sarnoski, daha önce Pig ve A Quiet Place: Day One filmleriyle atmosfer yaratma konusundaki ustalığını konuşturmuştu. Bu filmde de benzer bir melankoli ve vahşet dengesi kurduğunu görebiliyoruz. Fragmandaki o puslu, tekinsiz ve sert atmosfer, Robert Eggers’ın The Northman filmindeki çiğ gerçekçiliği andırıyor. Jackman’ın hayat verdiği bu yeni Robin, geçmişin yükü altında ezilmiş ve belki de yaptığı seçimlerin bedelini ödemeye çalışan bir figür olarak resmediliyor.
Gizemli Karakterler ve Sarnoski’nin Tematik Dünyası
Filmin detaylarına indiğimizde, karşımıza sadece bir aksiyon draması değil, aynı zamanda derinlikli bir karakter çalışması çıkıyor. Jodie Comer’ın canlandırdığı gizemli karakter, Robin’in hayatına dahil olan ve onu yeniden şiddet dolu geçmişine çeken bir figür gibi duruyor. Comer’ın karakterinin, Robin’in koruması altına aldığı “Küçük Margaret” (Faith Delaney) ile olan bağı, hikayenin duygusal merkezini oluşturacak gibi. Bu durum, Sarnoski’nin Pig filminde Nicolas Cage’in canlandırdığı karakterin geçmişiyle yüzleşme biçimine benzer bir paralellik taşıyor.
Kadronun geri kalanı da oldukça heyecan verici. Bill Skarsgård’ın Little John olarak karşımıza çıkacağı filmde, fragmanda henüz net olarak seçemediğimiz Noah Jupe ve Murray Bartlett gibi yetenekli isimler de yer alıyor. Ancak fragmanın asıl odak noktası, Robin’in o kaçınılmaz sona doğru ilerlerken sergilediği vahşi ama hüzünlü mücadele. Filmdeki dövüş sahnelerinin kısalığı ve sertliği, estetik bir koreografiden ziyade hayatta kalma içgüdüsünü ön plana çıkarıyor.
İnsanlar Bunları da Sordu: The Death of Robin Hood Hakkında Merak Edilenler
Hugh Jackman’ın bu iddialı projesi hakkında sosyal medyada ve arama motorlarında pek çok soru soruluyor. İşte The Death of Robin Hood konusu ve vizyon süreciyle ilgili en çok merak edilenler:
The Death of Robin Hood filminin konusu nedir?
Film, yaşlanan ve geçmişteki suçlarının/eylemlerinin ağırlığı altında ezilen bir Robin Hood’un, ağır yaralı bir haldeyken gizemli bir kadın tarafından tedavi edilmesini ve son bir kefaret şansı aramasını konu alıyor. Klasik neşeli Robin Hood hikayelerinden ziyade, trajik ve karanlık bir sonu anlatıyor.
The Death of Robin Hood ne zaman çıkacak?
A24 tarafından dağıtımı üstlenilen filmin 2026 yılı içerisinde izleyiciyle buluşması planlanıyor. Kesin vizyon tarihi yakında netleşecektir.
Robin Hood’un ölümü nasıl oluyor?
Filmin dayandığı orijinal 17. yüzyıl baladında Robin Hood, kan aldırmak için gittiği bir manastırda ihanete uğrar. Ancak Michael Sarnoski’nin bu hikayeyi nasıl yorumlayacağı ve Hugh Jackman’ın karakterinin nasıl bir sona sahip olacağı büyük bir merak konusu.
Jodie Comer filmde hangi rolde?
Jodie Comer, Robin’in yaralarını saran ve onu geçmişiyle yüzleşmeye zorlayan gizemli bir kadını canlandırıyor. Bazı teorilere göre bu karakter, efsanenin farklı bir yorumundaki Marian figürü olabilir veya tamamen yeni bir perspektif sunabilir.
The Death of Robin Hood, hem A24’ün bağımsız ruhunu hem de Hugh Jackman’ın dramatik yeteneğini bir araya getiren yılın en merakla beklenen yapımlarından biri olmaya aday. Bizler de bu efsanenin son perdesini izlemek için sabırsızlanıyoruz.


Yorum (0)