WhatsApp-Image-2021-09-07-at-14.11.55

TWILIGHT Neden Bu Kadar KÖTÜ Bir Film?

Twilight ilk çıktığı zamanlar tüm dünyayı kasıp kavurmuştu. Uzun zaman boyunca da popüleritesini korudu diyebiliriz. Hatta günümüzde bile hala bir şekilde gündeme geliyor. İlk çıktığında çok sevildi sonra ağır eleştiriler aldı. Şimdi ise kötü olduğu kabul edilse de sevildiği bir dönemden geçiyor. Peki Twilight’ı bu kadar kötü yapan ne?

Yazımın başında belirtmek gerekirse bundan sonrası tamamen profesyonellikten uzak, kişisel görüşler içermektedir. Yine bu yazı ergen bir kız iken Facebook’ta soyadını Cullen yapmış biri tarafından yazılmıştır. İyi okumalar…

twilight-kotu-bir-flm

Her Şeye Rağmen Başarılı Bir Uyarlama! – Twilight

Üç şey hakkında kesinlikle emindim;

Birincisi, Edward bir vampirdi.

İkincisi, bir parçası -ki bu parçanın ne kadar baskın olduğunu bilmiyorum- kanımı istemişti.

Üçüncüsü, ona koşulsuz ve geri dönülemez bir şekilde aşık olmuştum

BPW2DC

Başarılı bir uyarlama başlığını görünce “Nasıl yani?” diyebilirsiniz ama bu film gerçekten çok başarılı bir uyarlama. Bunun sebebi ise zaten kitapların çok kötü olması. Filmin teknik detaylarını geçersek -zaten pek de böyle detaylar olduğunu düşünmüyorum- kötü bir romanın başarılı bir kötü şekilde sinemaya yansıtılması olduğu için kötü. Çok fazla kötü dediğimi biliyorum eğer bu kelimeyi kullanmasaydım facia derdim. Ama içimdeki ergen kız bunu demeye yanaşmıyor.

Öncelikle kitabı ele alalım. Aslında Twilight bir vampir öyküsünden ziyade fazlasıyla hastalıklı bir aşk hikayesi. Yine de kafalardaki bütün gotik vampir algısını da yıkmayı başardı. Tabutlar yoktu, örümcekler yoktu hatta insan kanı bile içmiyordu vampirlerimiz. Dönemine göre özgün ve başarılı bir hamleydi bu yaratılmış olan vampir atmosferi. Hastalıklı aşk hikayesine gelirsek, kitabın içinde sürekli bahsedilen Uğultulu Tepeler kitabından belliydi neler olacağı. Ama nerden bilsin ortaokula giden kızlarımız Uğultulu Tepeler’i. Eğer siz o yaşlarda biliyorsanız tebrik ederim, ben bilmiyordum. Edward Cullen tam bir hayallerin erkeğiydi. Yakışıklı, kibar ama biraz da kötü çocuk. İletişim becerileri düşük, kimse tarafından anlaşılmadığını düşünen Bella kızımız ise tüm genç kızların kendini bulduğu bir karakterdi. Yani ergenken çoğumuz böyle hissediyorduk ya da böyle hissetmek istiyorduk. Üstelik aralarında bir türlü yaşanmayan cinsellik de hormonlarımızla birleştiğinde “yhaa Edward Bella’yı ne zaman öpecek acaba?” diye daha bir merakla bizi kitaba bağlıyordu.

İki karakterin birbirine olan tutkusu ve üst düzey(!) fedakarlık anlayışları ile bu lise draması bilinci pek de gelişmemiş okur kitleyi mest etti. Edebi anlamda ise tam bir fiyaskoydu. Türkçe çevirisindeki başarısızlık muhakkak etkilemiştir ama kopuk ve yetersiz diyalogları, basit ve açıklarla dolu olay örgüsüyle başarısız bir kitaptı. Üstelik bir nesli toksik ilişki bağımlısı etti. Ahh ahh! Cam kenarında mevsimler geçerken Edward’ı beklemek hayali…

Kötü Kitaptan İyi Film Çıkabilir Miydi?

E4U9CCKWQAYbyON

Aslında tam olarak kötü kitaptan iyi bir film çıkabilirdi. İyi kitapların kuralları vardır, beklentiyi yükseltir, çok iyi biri prodüksiyon ister. Ama kötü kitabı eğip bükmek, iyi bir hale uyarlamak daha kolaydır. Alın size bir başarı daha! Malzemeyi hiç etmek. Zaten boşluklarla dolu, mantık hatalarının gırla gittiği kısır bir hikaye var elinde. Senaryo ile biraz oynayıp, daha iyi bir kast(!) seçip, mümkünse yönetmenliğin de biraz daha başarılı olduğu bir film yapsanıza. Yok ama zaten kitle her türlü izler deyip kimse kendini yormamış. Hoş kitle izledi de yani ne diyelim insanlar haklı! Ama en azından internetten araştırıp vampir olduğunu öğrenme kısmını değiştirseydiniz… Hadi bunu da geçtik vampirleri un kurabiyesine çevirmek ilk kimin aklına geldi? Niye kimse o kişiye “ne salak salak fikirler bunlar ya” demedi?

Kristen Stewart ve Robert Pattinson belki oyunculuk için biraz kendilerini zorlasalardı ya da ne bileyim yönetmen yakalarına yapışıp lütfen daha çok çabalayın diye ağlasaydı, yine biraz kurtulabilirdi film. Twilight sonrası yaşananlara bakılırsa bu ikili yönetmenin yakasına yapışıp “bizi neden uyarmadın?” diye ağlamış da olabilir. Orasını bilemiyoruz ama kariyerleri tepe taklak oldu orası kesin. Daha yeni yeni toparlıyorlar. Filmler bunları iyileştirmek yerine üstüne daha kötü şeyler koyarak ilerledi hep. Yapımcıya ve yazara çok para kazandırdı ama aynı zamanda da bir kara leke olarak yapımda emeği geçen herkesin kariyerinde kaldı.

Cansu Özer
Okur, yazar, izler